Zihne Dair Kavramların Sürreal Yansımasına Hoşgeldiniz! – Figment İncelemesi

Kendimi indie okyanusunun derinliklerinde, sürekli yeni cevherler ya da antik eserler (peh!) peşinde koşan modern bir hazine avcısı gibi hissetmeye başladığım şu günlerde yine ve yeniden bir indie yapımla karşınızdayım…

 

 

Oyunumuz bir aile içerisinde geçen bir diyaloğun araba kazasıyla son bulması ve bir anda kendimizi Dusty adlı “emekliye ayrılmış” bir kahramanın, içkisi için buz ararken Piper ile karşılaşması ve ona acil bir mesajı olduğunu söylemesiyle açılıyor. Dusty, Piper’ı “I am too old for this shit” in nazikçesiyle savuşturduktan sonra içkisi için aradığı buzu bulmuş, geri dönerken içkisinin ve fotoğraf albümünün kabusumsu bir varlık tarafından çalınışını; elinden hiç bir şey gelmeyerek izlemek zorunda kalıyor ve düşüyor yollara…

 

Tahta kılıcımla savulun iğrenç, kabuslardan fırlama mahlukatlar!

 

Oyunun Bastion gibimsi olduğunu söylemiştim ama güçlü bir anlatıma sahip bir dış ses beklemeyin. Onun yerine karakterler arasındaki diyaloglara çok daha fazla şahit oluyoruz. Hele her şeyi kafiyeyle anlatma becerisi olan şehrin yaşlı bilgesini dinlemek büyük bir zevk. Ayrıca boss kapışmaları öncesi ve sırasında boss’ların ağzından dillendirilen o şarkılar yok mu…

Türkçe altyazıyı açıp, şarkılarını bitirene kadar onlara saldırmıyordum bu yüzden. Ayrıca Dusty ve Piper’ın atışmalarını izlemenin keyfi bir başka (son birkaç oyundur başıma gelen, seslendirmeye ve müziğe hiç önem vermeyen oyunlardan sonra Figment ilaç gibi geldi).

 

Sanırım dinlemeye dayalı bulmacaların olması sese ne kadar önem verildiğini gösterebilir

O kadar Bastionvari dedik peki nedir Bastionçılık? (Belki de oyun incelemeleri arasında yapılan en büyük hatalardan biri olan oyunu kendi içerisinde değerlendirmek yerine ona en yakın ve en popüler örnekle kıyaslamaya girdiğimin farkındayım)

İzometrik kamera ile masalsı görüntüler eşliğinde hack’n slashin vücut bulduğu ve bulmacalarla aksiyonun dozunun dengelendiği bir alt tür diyebiliriz belki. Fakat düşündüğünüz kadar aksiyonun ve buna bağlı olarak gittikçe çeşitlenen yetenek ağacının (ki Figment da hiç yok ) oyunda oldukça küçük bir parça kapladığını görüyoruz sadece. Bunu bir eksiklik olarak düşünmeyin. Daha naif bir yapım var karşımızda…

 

Antagonistlerin planlarını bir müzikal eşliğinde anlattığı günlere!

Grafiklerin titizlikle üstünde durulmuş neredeyse el yapımını andıran tarzı günümüzün “her çimen tanesini bile aşırı gerçekçi ve birkaç milyon pikselli yapalım” akımına karşı adeta sığınılacak bir liman gibi.

Grafiklerinden tutun kullanılan sesler ve sunumuna kadar barındırdığı her şeyiyle rahatlamanızı istiyor ve bunu başarıyor da. Sadece birkaç saatin kadranlarından kaçmanızı gerektiren zamanlamaya dayalı kısımları ve biraz uzun kaçan kutu itip çektiğiniz bulmacalarıyla bu rahatlık ufak bir miktar da sekteye uğruyor…

 

 

Oyunun büyük bir kısmını kaplayan bulmacalarla ilgili sadece ufak bir sıkıntım var. Uygun parçayı bulup uygun yere koymanın bulmacaların büyük bir kısmını oluşturduğu Figment da zaman zaman “hangi parçayı arkamda bırakmamalıyım ve o parçayı kullanmadığım bir alternatif yol varsa o yolu bulmalıyım” düşüncesinin ağır basmasıyla biraz git-gel yapabiliyorsunuz ki bu biraz sıkıcı. Soketler, piller, dişli çarklar ve yuvarlak makine kolları aramakla geçiyor zamanınız. Kaybolmayı ve “neyi nerede bıraktım acaba” düşüncesiyle boğuşmak biraz sıkıyor zaman zaman

 

Kendine has dünyasına bayıldım!

Her neyse efenim bu ufak tefek pürüzleri görmezlikten gelebilirseniz gayet keyifli bir oyun var karşınızda.

Puan : 7/10

https://store.steampowered.com/app/493540/Figment/

Can Berk Angı

Polisiye yazarlarını büyük bir kıskançlıkla izleyen , Cinayet Masası programıyla kahrolan bir şahıs. Yazar olma hayalleriyle yaşıyor ama oyun bağımlılığı ve üşengeçliği ve hiçbirşeye zaman bulamaması onu geride tutuyor.Kronik anksiyetesiyle işi evliliğe vardırabilmesi onun en büyük hayali

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *