Thief of Thieves: Season One İncelemesi



Thief of Thieves, Robert Kirkman’ın çok satanlar arasında bulunan çizgi romandan uyarlanan bir oyun. Hikaye, soyguncuların ve onların arkasındaki gizemli işverenlerin hikayesi. Usta hırsız Redmond’un çırağı olan Celia’ya ustalık mertebesine ulaşması için verilen bir görev dizisini oynuyoruz. Son görevi sonrasında peşine düşen Rus mafyasının kendisini bulmasını engellemek için İtalya’ya gönderilir. Aynı zamanda Celia hırsızlık kariyerini orada devam ettirmek amacıyla Redmond’un daha önceden ayarladığı bir ekibe katılması emri verilir. Oyunumuz bu yeni ekiple atıldığı maceralara odaklanıyor.

Hikayeyi anlatmaya yanlış noktadan başlamış olabilirim. Çünkü Celia’ya indiği havalimanında Redmond’la telefonda konuşurken önü havalimanı güvenliği tarafından kesilir ve sorgu odasına yönlendirilir. Onu sorgulayan ajan, şüpheli olarak görüldüğü olayları anlatır ve Celia’nın açık vermesi için onu sıkıştırırken flashback araya girer ve bahsi geçen soygunları canlandırmaya başlarız.


Ara sahnelerin çizgi roman kareleri şeklinde olması çok hoşuma giden bir özellik oldu. Grafiklerinin ise oyuna çok yakıştığını belirtmeden geçemeyeceğim. ToT: SO‘nın grafik tarzına ya da çizgi roman tarzını andıran bir grafik yapısına en son XIII (2003) rastlamıştık. İnanın bana karakterin eylemleri sırasında ses balonları çıkmasını özlemişim.


Oynanış ise Hitman kadar komplike değil. Sızma, güvenlik kodlarını ele geçirme, gizli evrakları bulma vb… sırasında bize çeşitli çözüm yolları sunma konusunda biraz kısır kaldığını söylemeliyim. Fakat oyunu Hitman, Splinter Cell veya Thief serileriyle karşılaştırmanın hatalı olduğuna inanıyorum. Rakibi daha çok Telltale oyunları. Neden mi? Konuşma seçeneklerindeki farklılıklardan tutun da sızmaya çalıştığımız tren istasyonu bürosunun kameralarına yakalanarak ve giriş kartını aşırdığımız görevlinin kartının yokluğunun farkına varmasına neden olarak sorgulamanın ve oyunun seyrini değiştirecek eylemlerde bulunuyoruz. Kameralara yakalanmanız sizi sorgulayan ajana kamera kayıtları ve bulanık fotoğraflar olarak geri dönüyor.


Ekran görüntüsünde de gördüğünüz gibi size olası çözüm yollarına dair ipuçları veriliyor. Oynanışıyla ön plana çıkmadığının başka bir göstergesi sayılabilir belki. Bu durum oynanışın zevkli olmadığı anlamına gelmiyor. Sadece minimal bir tarzı var. Bu tarzını ise kasa açmak, maymuncuk ile kapıları açmak vb… sırasındaki minik oyunlar ile sürdürüyor. Oyunun asıl güçlü olduğu noktaysa seçimlerinizin bir bedeli olması ve oluşacak olan çığ etkisi. Bunu ise Telltale oyunlarından daha başarılı yaptığını düşünüyorum.


Oyunun birkaç adet irili ufaklı problemi var. Yapay zeka ile ilgili sorunlar nispeten büyük olmasına rağmen (güvenlik görevlileri çok saçmalayabiliyor) fazla canımı sıkmadı. En fazla yakınacağım nokta ise; kimi zaman sabitlenen kamera açılarının kötü seçimi (kamera geçişleri de sorunlu olabiliyor) ve irili ufaklı eşyalara takılabilmeniz. Ayrıca oyun çok kısa. 2 saatte bitiyor :/

An itibariyle ilk sezonun ilk iki “cildi” yayınlanmış durumda ve tam bir cliffhanger da sonlandırdılar. Devamını merakla bekliyorum.

 

Grafik : 8/10
Ses : 8/10
Oynanış : 6/10
Hikaye : 9/10

Genel Puan : 8/10

PS: 23’ün de volume 3 çıkışını gerçekleştirdi

Steam mağaza sayfası

 

Can Berk Angı

Polisiye yazarlarını büyük bir kıskançlıkla izleyen , Cinayet Masası programıyla kahrolan bir şahıs. Yazar olma hayalleriyle yaşıyor ama oyun bağımlılığı ve üşengeçliği ve hiçbirşeye zaman bulamaması onu geride tutuyor.Kronik anksiyetesiyle işi evliliğe vardırabilmesi onun en büyük hayali

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *