The Watchmaker İncelemesi – Kör Saatçi



The Watchmaker, zamanın çıldırdığı dev saat mekanizmalarının olduğu bir saat kulesinde geçen steampunk esintileri taşıyan bir bulmaca-macera oyunu. Zamanın çöküşünün başladığı ve kontrol edilemez şekilde hızlandığı, devasa dişliler ve mekanizmalarla dolu saat kulesinde saatçi Alexander’ın uyanmasıyla başlıyor hikayemiz. Hayatının en önemli eseri olan değerli saati , Alexander’ın doğal yaşlanma sürecinin büyük ölçüde hızlanmasına neden olarak sabote ediliyor. Artık dakikaların yıllara eşit olduğu bu çarpık zaman algısında, her şeyin doğal akışına geri dönmesi için mücadele ediyoruz. Fakat bu hiç kolay bir şey değil. Parçalanmakta olan bu kaotik saat kulesinde karşınıza çıkan düşmanlardan ve bulmacalardan oluşan engellerin mantığını hızlıca kavramanız ve bu sırada yaşlılıktan ölmemek için durmadan koşturmanız gerekiyor.


Sırtınızda gördüğünüz silindire benzeyen bir yapıya sahip aletin üzerindeki rakam o andaki yaşınızı gösteriyor. 90 yaşına varmamak için çabalarken zamanın soğuk nefesini durmadan ensenizde hissedeceksiniz. Bu durumda checkpoint noktaları ve anahtarlar yardımınıza koşuyor. Anahtarlar sizi 20 yaş gençleştirirken , checkpoint’ler ise 3 zaman aralığına bölünen yaşınızı bulunduğunuz seviyenin başlangıcına çekiyor. Sorunlar da burada başlıyor


Neredeyse her kapışmadan ya da bulmacanın başlangıcında/yarısında/hata yaptığınızda/bitiminde checkpoint’e koşmak zorunda kalıyorsunuz. Bu oyunu müthiş aksatıyor. Etraftaki anahtarlar konusunda son derece cimri davranan yapımcıların neden böyle bir şey yaptığını anlamak güç. Ayrıca konuyu derinleştiren ara videoların azlığının yanında oyuna dair bütün hikaye , telaş içerisinde bulmacaları çözmeye çalışırken Alexander ve (onu neredeyse öldürecek olan uykusunda uyandıran) vücutsuz mistik bir ses arasında geçen diyaloglarla işleniyor. Bu ise neredeyse bütün konuşmaları kaçırmanıza ve yavaş yavaş oyunun amacından uzaklaşmanıza yol açıyor.

TW her şey zamanla ilgili olduğundan zaman manipülasyonu ile ilgili yetenekleriniz konusunda pek cimri davranmamışlar. Fakat artık zaman söz konusu olduğunda aklınıza gelebilecek bütün klişe yetenekleri bahşetmişler sadece oyuna. Zamanı yavaşlatma, zamanı geriye alma vb…

Ama bu saydıklarım oyunun hiçbir iyi yanı olmadığı anlamına gelmiyor tabi ki. Mekan tasarımları güzel, steampunk havası (!), kendine özgü grafikleri (neredeyse hamur animasyonunu anımsattığını söylemeliyim), bulmacaların zevkli oluşu gibi pozitif yanları da var. Ayrıca elektro manyetik eldiveninizi kullanmak ayrı bir zevk. Keşke daha afilli saldırıları olsa diye hayıflandım sadece. Ayrıca habire bir koşuşturmaca içinde olduğunuzdan mekan tasarımlarının tadını çıkaramamanız biraz üzücü.

Sadece Dead Rising serisine benzer bir zaman kısıtlılığı (aslında benzemiyor. kendine has bir şekilde yorumluyor) söz konusu olunca oyundan aldığım zevkin baltalandığını söylemeliyim.

Değişik bir tad ve iyi niyetli bir çaba ama yeterli değil.

 

Puan : 7/10

 

steam mağaza sayfası

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...

Can Berk Angı

Polisiye yazarlarını büyük bir kıskançlıkla izleyen , Cinayet Masası programıyla kahrolan bir şahıs. Yazar olma hayalleriyle yaşıyor ama oyun bağımlılığı ve üşengeçliği ve hiçbirşeye zaman bulamaması onu geride tutuyor.Kronik anksiyetesiyle işi evliliğe vardırabilmesi onun en büyük hayali

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *