SANDMAN – Cilt 2 – Cilt 1’i Bize Unutturmuyor



Merhaba arkadaşlar. Sandman’in ikinci cildinden bahsedeceğim yazıma hoş geldiniz. Bugün size bir sonsuzun sonsuz aşk ve intikamından, seri katillerinden toplantısından, düş ülkeden kaçanlardan ve kardeşini arayan küçük bir girdaptan bahsedeceğim.

Sandman – Cilt 2 – Bebek Evi 

Neil Gaiman’ın yazdığı en iyi Sandman hikayelerinden birisidir. Bunu ben söylemiyorum tabii kide, Cilt 4 çıkana kadar hakkında çok konuşulmuş bir hikaye olmuştur. Daha önce hiç kimsenin değinmediği konuları ve hayal gücünün sınırlarını zorlayan detaylarıyla zaten ilgi çekici olan bir çizgi roman serisinin bir de en ilgi çeken ciltlerinden birisi olmak için ne kadar garip olmanız gerektiğini siz düşünün. Garip diyorum, çünkü bana kalırsa Sandman çizgi romanlarını anlatacak en iyi sözcüklerden birisi gariptir. Çizgi romanın içindeki her şey çok “garip”.

 

-Yazının buradan sonraki kısmı SPOILER içerir-

Çizgi romanın ilk hikayesi bize bir kenti anlatıyor. Eskiden çok bereketli olan ama artık tamamen çöl olmuş bir kenti…  Hikayenin devamında o kentin kraliçesi olan Nada’yı ve ona aşık olan Kum Adam’ımızın hikayesini okuyoruz. Düşler’in kendisi olan birisiyle beraber olmanın da onu reddetmenin de nasıl ayrı ayrı felaketleri peşinden getirdiğini hep beraber öğreniyoruz.

Morpheus’la yaşadığı aşk yüzünden hükmettiği şehri yok olan kraliçe Morpheus’tan daha bilgece davranarak beraber olmaları durumunda “daha da karanlık şeylerin olacağını” söyleyerek Morpheus’tan onu azad etmesini istiyor. Kraliçe tarafından daha önce iki kere reddedilmiş Morpheus kraliçeye onu bir daha reddetmesi durumunda onu sonsuz azaba mahkum edeceğini söylüyor. Ve bize hikayeyi anlatan kişi hikayenin devamını bilmediği için biz kraliçeye ve Morpheus’a ne olduğunu öğrenemiyoruz.

Hikayenin sonunda verilmeyen cevabın aslında ilk çizgi romanda verildiğini görüyoruz tam burada.  İlk ciltte Morpheus maskesini geri almak için cehenneme indiğinde cehennemin kapılarında, kendi eliyle oraya hapsettiği Nada’yı görmüştük. Bu da bize aslında hikayenin sonunda Nada’nın Morpheus’u üçüncü seferde de reddettiğini söylüyor.

 

Çizgi roman’ın devamında Sonsuz kardeşlerden Arzu ve Kederle tanışıyoruz. Nada ile yaşananlardan ve çizgi romanın ilerisinde yaşanacaklardan Arzu’nun sorumlu olup olmadığı şüphesiyle arkamızda bırakıyoruz bu kısa hikayeyi de. Hala Düş Ülkeyi toparlamaya çalışan Morpheus’un sayım yapmaya giriştiğini görüyoruz. Düş Ülke’den kaçanların kimler olduğunu öğreniyoruz ardından. Çizgi romanın devamında da bu karakterleri bol bol görüp nasıl kendi hayatlarını yaşayıp başkalarınınkini yaşanılmaz kıldıklarını izliyoruz.

Ve işte ilk yazımda size bahsedemediğim diğer karakter. Unity Kinkaid.

Rüya tanrısının yokluğunda 30 yıl uyuyup o sırada da hamile kalan kadın. Unity Kinkaid uyandığı zaman uyurken doğurduğu kızının evlatlık olarak verildiğini öğrenince kızı Mirandaya ulaşmak için uğraşıyor ve torunu Rose ile beraber ikisinin yanına gelmeleri için onlara uçak bileti yolluyor, büyük aile buluşmasından sonra onlara her şeyi anlatıyor. Bu sırada Rose’un kardeşi Jed’in kayıp olduğunu da öğreniyoruz.

Hikaye’nin devamında Rose’un taşındığı daireyle beraber  diğer karakterleri de tanıyoruz. Hal, Ken & Barbie, Örümcek kadınlar Zelda & Chantal ve Gilbert. Ve kısa bir şekilde Jed’i görüyoruz ve Düş Diyar’dan kaçan iki kabusun Jed’i tutsak ettiklerine şahit oluyoruz. Rose topladığı bilgilerle ciddi bir şekilde Jed’i aramaya başlıyor. Morpheus’un kendisi de bu işe yardım etmek istiyor.

Devamından parça parça bahsedeceğim çünkü buradan sonra işler giderek karmaşıklaşıp birbirine dolanıp, 2,3 sayfalık kısa olaylara dönüşüyor fakat merak etmeyin ,buna rağmen aklınızı karıştırmadan ilerliyor.

Rose’un üst kat komşusu olan Gilbert, Rose’u sokaktaki saldırganlardan kurtardığında Rose’a yardımlarını teklif ediyor. Rose ve Morpheus, Jed’in izini aynı anda buluyorlar ve kaçak kabuslardan Brute ve Glob’un rehin tuttuğu tek kişinin Jed olmadığını öğreniyoruz.

Düş Ülkeden kaçan 3. kabusu, Korintiliyi görüyor ve kocaman bir Seri Katiller fuarına tanık oluyoruz. İlginç bir şekilde Rose ve Gerald’in bu fuardaki kişilerle aynı hotele yerleşmesi insana biraz “bu kadar da tesadüf olmaz” dedirtse de kardeşlerden Arzuyu az çok tanıyan okurlar da bu işten onun sorumlu olup olmadığını düşünebilir.

Arada geçen bütün olaylardan sonra Rose’un Düş girdabı olduğunu ve Rose’a yardım eden Gilbert’ın Düş Ülke’den kaçan 4. kişi olduğunu  öğreniyoruz.

-SPOILER SONU-

Ben kendi adıma kısaca gösterilen karakterlerin daha sonradan bu şekilde önem kazanmasından etkilenmediğimi söylersem yalan olur. Bana her şeyin güzelce planlandığını ve hiçbir düşüncenin boşa gitmediğini hissettiren bir çizgi roman serisi.

Anlatılmak istenen olay örgüsünün içine yedirilen karakterlerin bireysel sohbetleri hikâyeyi sizi sıkmayacak kadar sulandırarak renklilik katıyor.

Aynı anda 3-4 hikâyenin birden ilerlemesi ve bunların hikâyenin sonunda ahenkle birbirleriyle birleşmelerini izlemek gerçekten çok etkileyici. Zekice tasarlanmış bir kurgu ile örülmüş bir hikâye okuyorsunuz.

Kendinizi zeki sanıp eleştirmeye başladığınız anda yazarın zaten kendisini eleştirmiş olduğunu ve eleştirdiğiniz kısmın aslında bilinçli bir şekilde yapılarak orada olduğunu fark etmek yer yer suratınızda sinirli bir gülümseme yaratıyor.

Bence bu şekilde bir kurguyu yaratabilmek için ya yaptığınız hatalara kılıf uydurabilecek kadar kıvrak zekâlı olmalısınız ya da gerçekten 50 sayı önceden her şeyi planlayacak kadar, güzel bir şey yaratma amacına sahip olmalısınız.

Sandman’in ikinci cildi hakkında övgü dolu konuşmaktan başka yapacak bir şey bulamadığım ve sizi de övgüyle şişirmek istemediğim için bu yazıyı da burada bitiriyorum.

Umarım siz de Sandman’in ikinci cildi Bebek Evini merak edip okursunuz.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *