POSE – LGBTQ+ ve Aile Olmak Üzerine

Hepinize Merhaba Arkadaşlar!

Bu sefer bir dizi incelemesiyle karşınızdayım. Diziye başlayınca kendimi hakkında notlar yazarken bulunca bu dizi hakkında yazmalıyım dedim. İşte o yazı karşınızda.




KONUSU
(SPOILER İSTEMEYEN SONRAKİ PARAGRAFA GEÇEBİLİR)

Pose 1987-88 yıllarında geçen, çoğunluğu trans olmakla beraber birçok eşcinsel bireyi ele alan bir FX dizisi. Ailesi tarafından evden atılmış ve hayatta kalmaya çalışmakta olan eşcinsel bireyleri bünyelerine alıp onlara yardımcı olup, birlik olmayı öğreten, başlarında Queenlerin –Mamaların- olduğu House adını verdikleri farklı topluluklarla sürekli yarışmalara katılmakta hem de kendi House’ları –Hanedan/Ev- içinde birbirlerine destek olmaktadırlar.

İlk bölümde, hayatının son demlerini yaşadığına inandığı için hayallerini gerçekleştirmek için çok ani kararlarla kendi hanedanını kuran bir trans kadınımız, hayatını genellikle seks işçiliği yaparak geçindiren başka bir trans kadınımız ve ailesi tarafından dövülerek evden atılan bir gayimiz var. Blanca, Angel ve Damon…

Blanca yeni kurduğu hanedanına üyeler ararken karşısına Damon çıkar ve onu kanatları altına alıp hayallerinin peşinden gidip hayatına bir anlam katabilmesi için yardım etmeye karar verir. Daha sonra hanedanlarına Angel ve Lil Papi katılır.

Olaylar ilerledikçe daha çok karakter ve durum tanıyarak izlemesi giderek zevkli bir hale bürünüyor. Bütün karakterleri bir kişi yapabilmelerini çok sevdim. Hiç biri yapmacık olarak kalmamakla beraber her karakterin kendine has bir kişiliğe sahip olması konusunda başarılılar. Karakterlerin yaşadıkları olaylar sulandırılmış olmadığı için izlerken içiniz bulanmıyor ve devamını da merak etmeniz sağlanıyor.


İNANIRSAN, BAŞARIRSIN

Dizi boyunca hakim olan bir “inanırsan başarırsın” teması var. Karakterlerimiz çoğu kişinin gerçek hayattaki toplumda toplumun dışına itmeye çalıştığı insanlar. Zorluk piramidinde -kadınlar, siyahiler, latinler, gayler ve transseksüeller- en altları oynayan insanları izliyorsunuz. Transseksüellerin gayler tarafından dahi dışlandığı, ailelerinin sırf kendi cinsiyetinde birisine aşık olabildiği/olduğu için çocuklarını hayatlarından tamamen çıkarttıkları…

“Sen tanrının buyruklarına karşı geliyorsun”dan tutun, “ “o” hastalık seni de bulacak” gibi “her eşcinsel AIDS kapar” tarzında cahilce, bağnazca yanılgılara da sahipler. Bu yüzden bence en önemli olayın birlik olabilme, birbirine sahip çıkabilme, bir başkası için, bir başkaları için kendinden fedakârlık edebilmeyi göstermek. Annesinin babasının, kendi çocukları olmasına rağmen terk ettikleri bu kişiler hiç tanımadıkları insanlarla beraber aile oluyorlar. Kendi seçtikleri aileleri için birçok şey yapıyorlar.

Eğer eşcinselseniz seksüel açıdan çoğunuzun cis hetero -doğduğu cinsiyetin toplum tarafından istenilen özelliklerini tam karşılayan hetero- bireylerin yapabildiği gibi ailenize asla soramayacağınız şeyleri size anlatan bir dizi aslında. Hem seksüel hem de duygusal anlamda, anlama ve anlatma konusunda oldukça başarılı bir yapım olduğunu düşünüyorum.

HIV+ ve AIDS

Dizinin ilk bölümlerine hakim olan bir de HIV+ ve AIDS konusu var. HIV+ ve AIDS ilk duyulduğu zamanlar kesin ölüm olarak görülüyordu çünkü eskiden, HIV teşhisi, virüs bulaşmış kişinin bağışıklık sistemi neredeyse çöktüğünde anlaşılabiliyordu –HIV+ durumunun ilerlemesi AIDS’e sebep olur.

Din adamlarının çoğu tarafından zaten yasak olan eşcinselliğin laneti olarak anlatıldığı için uzunca bir süre eşcinsel hastalığı olarak görüldü. Tabi ki de bu en genel yanlış bilgilerden birisidir. Bunu dizide de ara ara görüp, duyacaksınız. HIV+ ve AIDS konusunda size bilgi verecek kadar çok bilgim olmadığı için bu konuyu burada bırakıyorum. Aşağıya bırakacağım linkten daha fazlasını okuyabilirsiniz.

Son olarak eğer HIV+ olduğunuzdan ya da bir tanıdığınızın bu durumda olduğundan şüpheleniyorsanız, merak etmeyin, tecrit altında yaşamayacaksınız, diğer insanlardan kaçmanızı gerektiren bir konumda olmayacaksınız. HIV+ olun ya da olmayın şunu unutmayın “Hastalık, virüsü taşıyan kişilerle birlikte oturmak, yemek yemek, aynı iş yerinde çalışmak, aynı okulda okumak, el sıkışmak, tokalaşmak, telefon, kitap, defter gibi araçları, ortak duş-banyo alanlarını ve tuvaletleri kullanmakla bulaşmaz” Ayrıca yeni ilaçlarla beraber HIV+ durumu kanda saptanamaz durumuna kadar gelebiliyor.

Alıntılar ve detaylı bilgi için; https://teyit.org/hiv-ve-aids-ile-ilgili-12-yanlis-bilgi/

Aile olmanın nasıl bir şey olduğunu, ailenin sadece biyolojik olmadığını anlatan dizi aynı zamanda size çoğunuzun belki de uzak olduğu yaşamlardan büyük parçalar göstererek empati kurabilmenizi, onlara daha yakın hissetmenizi de sağlıyor. Drama dozunun tam ayarında olmasıyla sürekli içinize dram yüklemiyor bu yüzden de buhrana boğularak izlemiyorsunuz. Bence dizinin en büyük artılarından birisi de bu.

Dizi, değindiği o küçük gözüken ama bir insanın hayatında çok büyük izler bırakan ve onu çok yanlış şeyler yapmaya itebilen noktalara parmak basma konusunda muazzam bence. Umarım siz de bu yazıyı okuduktan sonra bi göz atmaya karar verirsiniz.

Ufak bir not: Yazıda herhangi bir bireyi gücendirecek bir ifade görmeniz durumunda bana ulaşarak bunu düzeltmeme yardımcı olabilirsiniz. Lütfen çekinmeyin!

İyi seyirler

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (1 votes, average: 5.00 out of 5)
Loading...

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *