Photonic Distress İncelemesi



Söze nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Çünkü kısmen standartların dışında bir oyunla karşı karşıyayız. Tanımlanamayacak kadar absürt ya da kendine has bir çılgınlıkla donanmış değil. Yine de değişik…

Oyunda hiçbir diyalog seslendirilmemiş ama yaratıcı olduğunu düşündüğüm bir şekilde bunun üstesinden gelmişler

Birincil şahıs bakış açısından oynanan bir puzzle-platformer kendisi. Başlangıcı, masmavi insan formunda bir suret süzülerek bir araştırma tesisi olduğunu düşündüğüm bir yere iner. Onu sedyeye yatırarak götüren Dead Space‘in Isaac‘ini andıran tiplemeler, kendilerine benzer bir “üniforma” verdikten sonra sureti dinlenmesi için bir odaya yerleştirirler.

Uyandığımızda – ekran görüntüsünde görebileceğiniz gibi – elimize bir silah tutuşturulur ve hiçbir açıklama yapılmadan bir seçenek sunulur. Eğitim bölümü odamızın çıkışında sağda ana bölüm ise soldadır. Eğitimi bitirdikten ana bölüme ilerleyip ilk görevimize adım attığımızda her tarafın zifiri karanlık olduğunu görürüz. Elimizdeki silah ise etrafı aydınlatan foton parçacıkları atmaktadır ve tek yapmamız gereken yolumuzu bulmaya çalışırken karşımıza çıkan kristalimsi parçacıkları toplamak ve çıkışa ulaşmaktır.


İşin zorlayıcı kısmı bu sırada kendini gösteriyor. İlk seviyelerde foton parçacıkları pinpon topu gibi zıplama kabiliyetleriyle size anlık bir aydınlatma sunuyorlar. Çevrenizi ya da sonraki adımınızı ezberlemek için birkaç saniyeniz var ve görsel hafızanıza güvenmek zorundasınız ( ya da benim gibi sıka sıka ilerlersiniz :v ).

İlk bakışta müzik kullanımı, bilimkurgu atmosferi ve sinematikler sanki bir B filminin içindeymiş gibi hissetmemi sağlamıştı. Bunu çok sevdiğimi söylemeliyim. Tekno müzik garip bir biçimde oyuna baya uygun olmuş.

Her seferinde bu odaya gelip kolu , mouse’un dairesel hareketleriyle, çevirirken mermi takviyesi yapmak zorunda olmanız uzun vadede sıkabiliyor ( En azından her görevin sonunda bir miktar foton geri ödeniyor size )

Photonic Distress ilk başlarda merak uyandıran yapısını sonraki safhalarda diri tutmayı başaramıyor ne yazık ki. Bölümlerin tekrar eden yapısı ve aynı tip bulmacalarla karşılaşmak oyunun albenisini hızla azaltıyor. Hiç bir şeyin açıklanmamakla kalmayıp ileriki safhalarda karşılaşacağınız (yine bir açıklamanın sunulmadığı) tapınak ve kademeli olarak büyüyen yapısı belki başka bir eksi sayılabilir.

Bu arada bir korku oyununu andıran grafiklerinin tam aksine rahatlatıcı bir yapısı var.

Topladığınız kristaller ile tesiste giriş yapabildiğiniz ve böylece çeşitli yeni özelliklere hak kazanabildiğiniz halde bütün yeteneklerinizin değişimli olarak kullanımı zorunlu tutacak cinsten zorlayıcı bulmacaların olmayışı biraz üzücü. Halbuki bu saydığım eksisi olmasaydı ve hikayeyi kendinizin yorumlamanıza izin verecek ipuçları sunsaydı , gizli bir cevher olabilirdi. Unutmadan oyunun biraz optimizasyon ve karakterin ilerlemesine dair ufak tefek problemler var. Biraz daha cila istiyor PD…

Yine de indirime girdiğinde en azından bir kere denemeniz gereken bir oyun.

 

Puan 7:/10

 

Steam mağaza sayfası

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...

Can Berk Angı

Polisiye yazarlarını büyük bir kıskançlıkla izleyen , Cinayet Masası programıyla kahrolan bir şahıs. Yazar olma hayalleriyle yaşıyor ama oyun bağımlılığı ve üşengeçliği ve hiçbirşeye zaman bulamaması onu geride tutuyor.Kronik anksiyetesiyle işi evliliğe vardırabilmesi onun en büyük hayali

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *