Lake Ridden İncelemesi – Life is Strange’e Duygu Seli Diyenlerden Misiniz? Daha Hiçbir Şey Görmediniz



Her şey kız kardeşinizin kaybolması ve bunun farkına varmanızla başlıyor. Marie (canlandırdığınız karakter) 13 yaşında bir kız ve yıl 1988. Sonbaharın son sıcak geceleri. Yazın etkilerinin gün geçtikçe kaybolduğu bu anları fırsat bilip kız kardeşin ve arkadaşlarıyla bir hafta sonu tatilini Maine kamp yaparak geçiriyorsunuz. Her şey harika giderken kız kardeşinizle yaptığınız tartışma  onun size sinirlenip ormana kaçmasıyla sonuçlanıyor. Onu ararken, eski ve terk edilmiş bir kulübeyle karşılaşıyorsunuz.

Her tarafta kayıp kişilere dair el ilanları ve günlük buluyorsunuz. 50’li yıllarda 2 erkek kardeş hakkında ve ortada yine küçük kardeşin kaybolduğu bir vaka var. Kardeşinin kaybının pişmanlığını üstünden atamayınca 30 yıl sonra kardeşinin kaybolduğu yerde bir kulübe satın alıp kardeşinin arkasında hiç iz bırakmadan kaybolmasının arkadasındaki sır perdesini aralamaya çalışmasından bahseder günlükte.


Oyunun çok melankolik ve kendine has bir havası var. Bunu çok etkileyici bulduğumu ve üzerimde sakinleştirici bir etki yaptığını söyleyebilirim. Marie’nin monologları sesinin etkisiyle içinizi hafifçe burkuyor. Bu ve bunun gibi nedenlerden dolayı atmosferi ustalıkla kotarılmış.


Türüne gelirsek zorlu bulmacalarla dolu bir adventure Lake Ridden. Madalyonun öteki yüzünde atmosferik bir yapının ön planda olmasının yanında anlatımının ve sizde uyandırdığı hislerin çok güçlü olması, oynadığımı oyunlar arasında kendini ayrı bir yere koymasına neden oluyor.

Bulmacalara gösterilen özen (ve saçma bulmaca parçalarının saçma ama bulmacayı çözmeniz açısından doğru sonuçlar çıkarmaması) ayrı bir takdiri hak ediyor. Kendi içinde tutarlı olmakla kalmıyor mantık kurallarına da son derece bağlı bir yapı sergiliyor.

Sonuç olarak ruhunuzu dinginleştirmenin yanında kafa patlatacağınız zorlu bulmacaları seviyorsanız ve buna ayırabileceğiniz 6-7 saatiniz varsa, gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir oyun.

 

Puan : 8/10

 

Steam mağaza sayfası

 

Can Berk Angı

Polisiye yazarlarını büyük bir kıskançlıkla izleyen , Cinayet Masası programıyla kahrolan bir şahıs. Yazar olma hayalleriyle yaşıyor ama oyun bağımlılığı ve üşengeçliği ve hiçbirşeye zaman bulamaması onu geride tutuyor.Kronik anksiyetesiyle işi evliliğe vardırabilmesi onun en büyük hayali

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *