FAZLA FAZLA AKSİYON, AZ AZ DUYGU! – Iron Man 2 (İnceleme) – MCU Maratonu

İlk filmin büyük başarısından sonra ve ilk filmde bahsettiğim onca başlangıç konusuna harika bir şekilde adım atan Marvel, sinematik evrenin ikinci filminde de bu yola biraz eksik devam etse de yinede başarılı ve gayet havalı bir şekilde amacına – tüm evreni toplama- devam ediyor.

MCU maratonun bu yazıda ki incelemesi: IRON MAN 2.

 

İlk filmde evrene müthiş başlayan Marvel, yine Jon Favreau’nun yönetmenliğinde kolları sıvıyor. Film, genel Stark mirasının etkilerini üzerinde taşıyor. Stark’ların kötü mirasının altında kalan ilk ekip ise Vanko ailesi. Babası Anton Vanko’nun şirketten kovulmasıyla, aslında eşit şartlarda yaşaması gereken iki çocuk var ama bunlardan biri olan Ivan Vanko yaşayamıyor ve kendini de kötü şartlara alıştırıyor ama hep Tony’yle yüzleşmeye hazırlanıyor bir taraftan. Başlarda iyi dolsada sonlarda biraz bocalıyor. O konuya sonra döneceğim.

Burada daha çok açmak istediğim konu, belki filmin en ağır basan yönlerinden biri olan Tony Stark’ın karakteri ve onun ilk filmde bıraktığı yoldan devam etmesi. Tony, bu filmde ilk filmde yaptıklarından daha fazlasını yapıyor çünki ileride olacak tehlikeleri yenerim gözüyle bakıyor ve kendini evrende tek sanıyor. Serbest davranıyor. Tepki çekmeye devam ediyor. Egosu çok fazla. Evren de daha ne ile karşılacağından habersiz. Aile mevzusu da patlayınca kendini başka yerde buluyor. İlk kapışmasında, rakibini yense de orada karşı taraftan şöyle bir söz alıyor: Tanrının kanını bir defa akıtırsan, kullarının inancını sarsarsın. O zaman köpekbalıkları gelir.

 

 

İşte burada, bu söz küçük gibi gözükse de aslında Tony’nin bundan sonraki hayatında karşılacağı güçlükleri ve gittikçe zayıf düşen karakterini tanımlıyor. Bu andan itibaren gittikçe daha kötüleşen göğsü için bir çözüm arıyor ama bulamıyor. Doğum gününde yine tüm bu olanların olmasına rağmen hiç umursamıyor. Klasik Stark yolundan devam ediyor. Ta ki arkadaşı Rhodey “artık yeter” diyene kadar. Bu, Tony’yi sonunda bir şekilde etkiliyor. Ve ordan sonra MCU’yu tamamen değiştirecek, SHIELD’in ne olduğunu öğreniyor. Eski sekreteri Natasha’nın bir SHIELD ajanı olduğunu öğreniyor. Bu arada bu filmde Scarjo’nun en iyi Black Widow performanslarından biri var. Olması gerektiği gibi gizemli ve cazibeli. Evrene müthiş bir adım atıyor.

 

 

Ve sonunda Tony’nin ilk defa nostaljiye gidip babasının mirasıyla, yardımıyla bu durumu çözmesini görüyoruz. Farklı şekillerde farklı kombinasyonlar deniyor ama bir türlü bulamıyor ama en sonunda babasının da videosuyla artık nasıl yapılacağını ve kendini nasıl kurtaracağını öğreniyor ve bir element yaratıyor. Bu sahneler filmde en iyi anlatılan ve en çok duygu yükü olan sahneler.

 

 

Bunların tüm arkasında Ivan Vanko’nun planı devam ediyor. Hey şeyi, Justin Hammer’dan gizli planlıyor ve işliyorda. Tüm Hammer adı altında yapılan zırhları ve tabiki Rhodey’nin zırhını hackliyor. Kendine hazır hale getiriyor. Stark, göğsünde ki yeni çekirdek’le yola çıkınca final savaşına geçiyoruz. Final savaşı aksiyon anlamında çok iyi. Ama ilk başta bahsettiğim gibi villian’ın varlığı çok hissedilmiyor ilk başlarda direk aksiyona hiç bir katkısı yok. Ve savaşın çoğunda duygu’da yok tamamen aksiyon’a bırakılmış. Benim filmde tek ve en çok tam tatmin olmadığım yerlerden biri de bu. Aksiyon sahneleri bunu biraz da olsa kapatıyor ve ortaya bir IRON MAN şöleni sunuyor. Black Widow’un aksiyon sahneleri çok iyi, müthiş kareografiler var. Karakterin nasıl biri olacağını buralar da daha iyi görüyoruz. Son savaş sahnesi olan Iron Man v. War Machine vs. Whiplash kapışması çok kısa sürüyor ve nerdeyse duygusuz film tam olarak böyle bir finali haketmiyor ama yine dediğim gibi aksiyon sahneleri çok iyi ve bunu az da olsa kapatıyor.

 

 

Filmin MCU’ya kattığı çok şey var. Stand-alone bir film olmasına rağmen aslına bir nevi Avengers’a geçiş var. SHIELD tam anlamıyla gözüküyor. Evrenin önemli isimlerinden Black Widow ve War Machine’nin ilk filmi. Tony’nin de bu filmde olmasa da ilerde nasıl daha korkak ve bu kadar hızlı olamayacağından yavaş yavaş bahseden ilk film.

Filmi yine teknik olarak bakarsak, hafif Transformers filmlerini andıran bir hali var. Ama bu eksi bir yönü değil. Yönetmen yine başarmış. Müzikler hala çok iyi ve filmde çok fit ileriliyor. Aksiyon sahneleri harika. Yönetmen ve ekibi ilk filmin üzerine koymuş da koymuş. Stark karakteri yine harika bir şekilde oynanmış RDJ harika. Black Widow’un en iyi performanslarından biri olabilir. Çok esnek ve harika. War Machine hikayenin genelinde az gözükse de önemli bir yeri var. Nick Fury iyi. Pepper karakteri çok iyi olmasa da pek sırıtmıyor. Bazı sahnelerde gerçekten gereksiz gözükebiliyor. Ivan Vanko iyi bir amacı olsa da hatta finale kadar iyi gelse de işte finalde bir şekilde harcanıyor maalesef çünki final savaşında duygu yok ve kendisi de pek gözükmüyor. Ama yinede Mickey Rourke oyunculuğunu konuşturmuş.

Tony’nin Afgan mağarısından çıkıp kendini IRON MAN olarak keşfettiği yolun ikinci filmiydi bu. IRON MAN 2 iyi bir film. MCU’yu etkileyen en önemli filmlerden biri. INFINITY WAR’da olacak büyük ekibin ilk adımları. İnsan, aslında izleyince “bu yollardan, buraya kadar geldik” de diyor.

 

 

“Bu da bizi şu noktaya getiriyor. Seni Avengers’da sadece ‘danışman’ olarak kullanacağız.”

“Paranız yetmez.”

MARATONUN SIRADAKİ FİLMİ: THOR!

Kağan Deniz Ünal

Kişiliğini ve hala hayatta olmasını Marvel'a, Rock müziğine, 70'ler ve 80'lere ve en çokta sevgiye bağlı olduğunu düşünen bir solist/gitarist özentisi. Yazar olarak ilk adımları, bu alanda kendini geliştirmek ve dünyaya barış getirmek için ant içti.