Dead in Vinland İncelemesi – Agony mi? Güldürmeyin. Yeni No Man’s Sky Burada



Sizi ilk önce biraz görsele boğacağım. Hikayemin başlangıcına onlar sebep olduğu için…

Son derece iştah açıcı gözüküyor, değil mi? Özellikle X-Com da %95 ihtimalle vurma ihtimalinin olduğu durumlarda, ıskalarsanız yaşadığınız orgazmik tat, Darkest Dungeon da party wipe yerken hissettiğiniz mazoşizme evrildiyse ne demek istediğimi biliyorsunuzdur. Artık eski cinsel alışkanlıkları arkanızda bırakıp sadece DD’ın kollarında avunmaya başlarsınız. Çıkışının üzerinden 2 yıl geçmesiyle ve son çıkan dlc’inin açlığınızı dindirmediğini anladığınızda, o eski tadı tekrar hissettirebilecek oyunların arayışına girersiniz. Bu arayış ise kimi zaman sizi yanlış yerlere sürükler. Bugün o yanlışlardan bir tanesi olan Dead in Vinland hakkında konuşacağız.

 

 

Yukarıda gördüğünüz ekran görüntüsüne , oyunun mağaza sayfasında bakmayı aklımdan bile geçirmedim. Baksaydım, aklımda şüphe tohumları filizlenebilirdi. Aynı hataya sizin de düşmemeniz için yukarıdaki ekranı size açıklayayım:

(Olağanca gücüyle bağırmak için boğazını temizler)

Çiçeklerinizi güneş battığında sulamayı unutmayın

 

Bu ekran, bir yeteneğinizin seviye atlaması için tecrübe puanı farm’ladığınız herhangi bir idle clicker mantığını güzel grafiklerin arkasına sığınarak sizi kandırabilmek için tasarlanmış. Bu kısımda tek yaptığınız; görevleri dağıtmak ve bunu tekrarlayacağınız öğleni beklemek. Öğlen geldiğindeyse karakterlerin açlık, yorgunluk, hastalık, sakatlık ve moral durumuna göre dinlenmesi ya da bir diğer arkadaşıyla içki içmesi komutunu veriyoruz veya ihtiyaç duyduğunuz başka bir çalışma alanına yönlediriyorsunuz. Burada ise diğer çirkin yüzüne tanıklık ediyoruz DiV’in. The Sims den daha sıkıcı ve çok daha fazla uğraştırıcı olan bebek bakıcılığı.

Savaşmaktan çok karakterlerinizin bitmek bilmeyen sorunlarıyla uğraşıyorsunuz. Yabani bir çilek mi yedin? İshal oldun. Şifalı ot ve iksir yapmazsan yeteneklerine geçici eksiler alacaksın ve seni daha fazla uğraştıracağız. Gece üstün açık mı yattın? Artık soğuk algınlığın var. Akşamları topladığınız kulübe de teyzen seninle dalga mı geçti? Depresyona girdin ve olumsuz bir trait kazandın! İşin daha da güzel yanı, kazandığın olumsuz trait’lerin icabına hemen bakmazsan yorgunluk, hastalık vb değerleri sürekli düşürmeye devam ediyorlar ve sana sürekli küçük sürprizler yapıyorlar. Bulimia alana tüberküloz bedava. Başvuran ilk 50 kişiye omuz çıkması hediye. DD da bile tamamladığınız görev sonrasında taş çatlasa 1-2 rastgele trait kazanıyordun. DiV bunun resmen bokunu çıkarmış.

“Oyuncuyu sürekli ihtiyaçlarla meşgul kılalım ki aslında bir oyun yapmadığımız anlaşılmasın” diye düşünmüş olabilir yapımcılar. Azap Simulator 2018. Herneyse akşam toplanmacaları da ayrı bir komedi. Bu kısımda ise 3. çirkin yüzünü gösteriyor: Visual Novel.

Akşam yapılan sohbetlere göz attığınızda ucuz ve yüzeyselliğin yeni ufuklarını keşfetmeye çıkmış bir Visual Novel ile karşılaşıyorsunuz. Hayatımda hiç bu kadar diyalogları atladığım bir oyun olmamıştı. Kendimi “abi next next next de geç” derken buldum.

Ha bir de hikayesi vardı oyunun. Köyümüzü bizi aramaya geldiklerinde yakıp yıkıyorlar. Ailemizle beraber bir gemiye atlayıp kaçıyoruz ama Loki durur mu? Patlaşmış hemen fırtınayı. Böylece hiç tanımadığımız bir adada yeni bir hayata başlıyoruz. Aksiyondan yeni sıyrıldık azıcık soluklanalım derken adanın ağası yanı başımızda bitiveriyor. Baltasının kör yanıyla dayak manyağı ettikten sonra bizimkilere hoş geldin hediyelerini veriyor: “Yaşamanıza izin veriyorum ama bunun bir karşılığı var. Sizi haraca bağlıyorum. Haftaya görüşürüz. Kıps”. Oyun böylece amelelikception’a dönüyor.

Adayı keşfe çıktığınızda karşılaştığınız random encounter lar ile size “artık savaşabilirsiniz! valla bak!” müjdesini veriyor DiV. Bu kısım oyunun %10’na tekabül ediyor. “Ehe abi biz savaşmaya geldik? Ağbi? item düşüyo mu?” derseniz “çıh dışarı!” çekiyor DiV. Benden bu kadar. Şimdi izninizle zihinimin son 6 saatini silmeye gidiyorum.

 

Puan : 4/10

 

Steam mağazası linki

Can Berk Angı

Polisiye yazarlarını büyük bir kıskançlıkla izleyen , Cinayet Masası programıyla kahrolan bir şahıs. Yazar olma hayalleriyle yaşıyor ama oyun bağımlılığı ve üşengeçliği ve hiçbirşeye zaman bulamaması onu geride tutuyor.Kronik anksiyetesiyle işi evliliğe vardırabilmesi onun en büyük hayali

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *