BÖYLE DE BİŞEY VARDI #3 – Metal Gear 2: Solid Snake (MSX2)

 

METAL GEAR 2: SOLID SNAKE

 

Bir önceki yazıda Metal Gear’ın ederinden, Konami’nin açlığından bahsetmiştim. İlk oyunun NES versiyonu çıktıktan sonra devamı için start verilmesi de geç olmamıştı. Ama garip bir şekilde bu devamın yapımından Hideo Kojima sorumlu değildi, hatta onun haberi bile yoktu. Snake’s Revenge isimli bu iki arada bir derede oyun, aslında Metal Gear 2’nin doğuşuna sebep oldu diyebiliriz. Belki Hideo benim oyunum lan o, ben daha iyisini yaparım diye coşmasa bugün böyle klasik bir seri olmayacaktı Metal Gear. Teşekkürler kafası basmayan Konami yönetimi.

Daha iyisini yapmak demişken, tam bu aşamadan itibaren seri hep daha iyisini yapma takıntısı içinde gelişiyor. Metal Gear 2 ilkinin, Metal Gear Solid 1 Metal Gear 2’nin vs vs daha gelişmişi bir nevi. Tekrar eden temaların, ayrıntısına girilen mevzuların gelişimi görmek; çıkış sırasına göre oynadığınızda hangi öğenin nereden geldiğinin, ne derece geliştiğinin farkındalığı, tatlı sert bir takip sahnesi yaşatıyor oyuncuya. Bu takip sırasında Snake’s Revenge veya Acid serisi gibi tümsekler, Metal Gear Solid 1 ve 3 gibi çılgın atlayışlar yaşamak, bir seriyi en başından sonuna sırayla tecrübe etmenin en büyük keyfi adeta.

Bir bütün olarak bağlantılı oyun dünyasını bu geniş planda daha rahat görebiliyoruz.

Güney Afrika’da yaşanan nükleer füze krizinin ardından, 1999 yılında dünya yeni krizlere gebedir. Kriz olacak ki sermaye dönsün değil mi? Metal Gear 2 erken 90’ların petrol krizini arkaplanına alıyor. Dr. Kio Marv isimli Çek bir bilim adamı bio mühendislik alanında çığır açar. Yarattığı Oilix ismindeki algler (su yosunu) kabaca her maddeyi petrole çevirebilmektedir. Bu keşfin üzerine Dr. Marv’ın askeri bir grup tarafından kaçırılması da gecikmez. Dokturu kaçıran askerler Zanzibar isimli bir Orta Asya ülkesindendir ve ellerinde nükleer silahlar ve petrolün geleceğini tutmaktadırlar.

Solid Snake ise önceki görevinde oldukça yıpranmış, son savaşının geceleri uyutmayan kabuslarıyla emekliye ayrılmıştır. Ama Albay Roy Campbell’ın “ısrarıyla” bir kez daha dünyayı kurtarmak için yola çıkar.

Her masanın altından geçin. “Gökkuşağının altından geçmek gibi” olmasa da faydalı eşyalar bulabiliyorsunuz

Dünyanın tehdit altında olması her zamanki baygın drama gibi gözükebilir ama inanın bu oyundaki diyaloglar bunun 3 katını yaşatıyor rahatlıkla. Baygın olduklarını düşünmüyorum, bence oyunun türü düşünüldüğünde son derece etkileyiciler. Sadece Hideo Kojima’nın bu oyunla hikaye ibresini “yakıyor”a çevirdiğini söylemek istiyorum. Ve bu Metal Gear Solid’de göreceklerimize işaret değil idiyse neydi bilmiyorum. Ama ona henüz daha çok var. Minik adımlar, minik adımlar.

MG2’nin ise pek minik bir tarafı yok attığı adımlarda. Kendimi bile sıkacak sıklıkta kullandığım bir “üzerine kat çıkmak” tabiri vardır. Bu oyunun getirdikleri, nice benim diyen devam oyunlarını bahçedeki prefabrik baraka olarak bırakır. Benzetmenin bungi jumping kablosunu kestiğim ve korku içinde düşüşünü sırıtarak izlediğim bu anda bakalım MG2 neler getirmiş (Kendimi durdumuyorum adeta)

Foxhound’ın orijinal sembolü. Kendisini Metal Gear Solid’de Meryl’in kolunda dövme olarak da görebilirsiniz.

Önceklikle askerler çok daha zeki. Duvarlara vurduğunuzda ve silah kullandığınızdaki tepkilerini gizlice etrafta gezinmek için kullanabiliyorsunuz. Masaların ve türevi boşlukların altına sürünebiliyor, gözden kaçınabiliyorsunuz. Sürünürken daha sessizsiniz, bu önemli çünkü farklı zeminlerde yüksek ses çıkarıp dikkat çekme ihtimaliniz var. Artık ne önemi varsa 3 farklı ration tipimiz var ve görev sırasında içeriğine göre farklı ration kullanmamız gerekebiliyor. Mekanlar ve görevler öncekine nazaran bayağı çeşitli ve ilginç de. Özellikle mekan ve görev konusu Metal Gear Solid’e oldukça fazla miras bırakmış.

Silahlarımızda fazla yenilik yokken, kullanabileceğimiz ekipmanlar iyice coşmuş. Öyle ki nasıl sonraki Metal Gear Solid’lerde çoğu zaman eşyaların üçte ikisini kullanmaya gerek duymuyorduk, burada da benzer bir durum söz konusu. Ama oynanışı çeşitlendirmek ve rahatlatmak adına bir sürü yenilik var. Düşmanların dikkatini dağıtmak için robot fareler kullanmak, yere serilen kamuflaj örtüsünün altına saklanmak, önceki gibi 8-9 kartı kapılarda tek tek denemek yerine ileride belli sayıda kartların birleşip tek kart olarak kullanılabilmesi gibi gerekli gereksiz bir sürü şey var. Kartların birleşmesi besbelli ki en gereklilerinden, çünkü menüye gir kartı seç, kapıyı tokmakla, olmadı menüye gir kartı seç, tokmak derken azı dişlerinizi bayağı ezebiliyorsunuz.

Her Metal Gear oyununun imza görevlerinden “kaçma” sekansı. Bir başka imza bölüm de dünyanın en uzun merdivenlerinden dakikalar boyunca tırmanmaktır (Arka planda Snake Eater çalar)

Oyunun oynanışı gelişmişken, hikaye kurgusu, karakterlerin sunumu da yerinde durmamış. Hatta bence bu oyunu bu kadar özel yapan şeyin karakterlerin yansıtılışı olduğunu söyleyebilirim. Önceki oyundaki karakterleri bile silmeyip değerlendiren, yeni karakterlerle de özel anlar yaşatan, mini twist’lere gebe bir hikaye anlatılıyor. Solid Snake bile tam bir karakter haline bu oyunla geliyor. Ve abartıyor olabilirim ama Solid Snake burada Metal Gear Solid’dekinden çok daha insancıl ve daha iyi bir karakter. MGS’de sürekli kendisiyle konuşanlara cool cevaplar veren bu sırada da götünü dönmekten çekinmeyen bir karakterken öncülünde gayet amaçları ve hedefleri olan bir karakter.

Metal Gear D, öncülü TX-55 kadar ponçik olmasa da, Metal Gear’ların ürkütücülüğü Rex modeli ile başlıyor.

Oyunun pek dikkat çekmeyen ama benim gözüme takılan bir ayrıntısı da, dizaynlarında kullanığı tema. Hideo Kojima’nın önceki işlerinden Snatcher’dan izler taşıyan, ayrıntılı devre ve makine dizaynları kullanılmış. Bu dizayn teması, radar ve eşyaları içeren arayüze de yansımış. Ne yazık ki kendine has bu tema daha sonra Metal Gear Solid 3 ile geride bırakılıyor.

Metal Gear 2 hakkında anlatacak çok daha şey var aslında demek isterdim ama üzerinden haftalar geçtikçe unutuyorum ne yalan söyleyeyim. Çıkışında batıya gelmemiş bu oyunu tıpkı ilki gibi Metal Gear Solid 3 Subsistance sayesinde tecrübe ettim. Geç olsa da oynayan arkadaşlar için neden özel olduğunu anlamış bulunuyorum. Ve ömrünüzde bir tane MSX oyunu oynayacaksanız (neden öyle bir hedef oluşturasınız bir fikrim yok) onun Metal Gear 2: Solid Snake olması gerektiğini düşünüyorum. Word.

 

Not: Metal Gear 2: Solid Snake kapak görseli Deviantart’dan kontxouso adlı kullanıcıya aittir.

 

 

 

Burak Türe

Hep Muppet tiyatrosunda balkondaki o iki yaşlı olmayı isterdi, sonunda başardı. Artık iki yaşlı ayarında somurtabiliyor, oyun dünyasının üzerine attığı her şeye meh diyebiliyor.

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *