BÖYLE DE BİŞEY VARDI #2 – Metal Gear (MSX2)

Giriş ve sonuç yazamıyorum ben. Girerken de çıkarken de insanları tecrübeme ortak etmeye kastığımı hissediyorum. Çok satmış, AAA bir oyundan bahsediyor olsam işim oldukça kolay olurdu. God of War, 10/10, goşun! desem, demeye ne hacet sadece başlığını atsam yeterdi. Ama Metal Gear 1 ve 2 için On/On, parende atın desem, yemez. Zaten çoğumuz aşırı kiloluyuz, parende zor.

Yine de; Metal Gear 1 ve 2 hakikaten 10 numara oyunlar. Yeminlen. Çıkış yıllarının 1987 ve 1990 olduğu bilgisi şimdiden bir “Meeeeh” dalgası yolladı tarafıma, hissedebiliyorum. Bu sıcak havalarda güzel bir esinti oluyor doğrusu.

 

METAL GEAR (MSX2)

 

Sene 87 demiştim. Daha Mario’lar zıplıyor, insanlar Tetris’de çıbık gelsin diye bekliyorlar. Yapımcıların “ilerleyen” ekranı yeni çözdüğü yıllar. Bizim yıllarca famiclone kartuşları arasında “ilerlemeli” oyun aramamızın sebebi yıllar. 8bit konsollar kral, bilgisayarlar görsellikte NES seviyesinde veya belki ondan azıcık daha güçlü. Henüz “personal computer” standartları tam oturmamış, bizim şu an tek bir PC’miz hadi taş çatlasın Apple’ımız varken, Amerika, Avrupa ve Japonya da gereksiz derecede çeşit bilgisayar var. Daha sonra Microsoft’un el ayak atmasıyla bir düzene oturuyor bu durum. MSX işte bu bilgisayarlardan biri ve o yıllarda Japonya’da oldukça popüler (Avrupa’da da bir miktar). Konami’nin ise aç yılları ve MSX ve NES’e kürekle oyun atıyor, Nintendo’nun yıllık oyun kotası kuralının arkasından dolanmak için ekstra firma kurup, o isim altında üretmeye devam ediyor, o derece bir ajlık. 40 yılda doymuş gördüğümüz gibi, artık Spa merkezlerim, pachinko makinelerim bana yeter deyip bütün oyun IP’lerinin üzerine yattı öküz.

Neyse MSX diyorduk, Metal Gear diyecektik. Artık adını duymaktan biraz baydığımdan fazla anmayacağım ama Hideo Kojima diye deli bir oğlan, bu bilgisayara aksiyon oyunu üretmek istiyor. Fakat ekranda birden fazla karakter olup aksiyon artınca hareketli modeller bozuluyor, MSX’in gücü bunu kaldıramıyor. Bunun üzerine ekran ekran ilerleyen, fazla aksiyona girilmeyen bir gizlilik oyunu üretmeye karar veriyor. Ve böylece Metal Gear ortaya çıkıyor. Ve o zamandan beri, bu saçma isimde 20’den fazla muhteşem oyun çıkıyor. Tamam abarttım ama en az 5 tanesi muhteşem oyunlar 🙂

 

Oyunun ilk ekranlarından. Canın altındaki sınıf kurtarılan rehinelerle artıyor, böylece can ve cephane limitimiz de artıyor.

Kontrol ettiğimiz karakter Solid Snake. Kendisi Foxhound isimli özel kuvvetlerin çömez bir üyesi. Çömez derken aklınıza 20 yaşında eğitim çavuşu olmuş; kıdemi, acemi erleri gecenin 3’ünde böğürerek uyandırmak sanan bir embesil gelmesin aklınıza. Travmalarım bir tarafa, Snake komutanı Big Boss’un nazarında bir çömezdir ama Big Boss yine de kendisini terörist bir birliğin üssüne tek başına göndermekten geri kalmaz. Bu üs Outer Heaven’dır ve içerisinde tüm dünya devlerini titreten mobil bir nükleer füze platformu(!) vardır. Snake üsse sızmalı, yerel direnişten faydalanarak tehdidi ortadan kaldırmalı ve yaratıcısı Dr. Drago Pettrovich Madnar’ı kurtarmalıdır (Daha sonra yüce Amerika’da faydanılmak üzere tabii ki 😉 )

Şimdi böyle Solid Snake kimdir anlatırken, kendimi “Mario bir platform oyunu karakteridir” ya da “Counter diye bi oyun var tabancalı” der gibi hissettim. Yani oyun oynayan bir insan evladı Solid Snake’i nasıl bilmez !!11bir! Tabii ki böyle herkesin bilmesi gerektiği gibi beklentilerde bulunmak mantıklı şeyler değil. Olsaydı bile kendimi anlatmaktan alıkoyacak değildim.

 

İçindeyken kameralardan saklanılabilen, gizliliğin altın güneşi “KUTU” ilk oyundan itibaren bizimle.

Bu görevde yanımıza alacağımız ekipmanı açıklıyorum: Bir dal sigara… Evet bu kadar. Görev gizlilik gerektirdiğinden ve bir klasik olarak, Snake yakalandığında memleketini eleveremeyeceğinden, Güney Afrika’nın dibine sıfır mühimmatla gönderiliyorsunuz. Gereken her şeyi araziden, düşmanlardan, depolardan ve direniş üyelerinden almalısınız. Bu sistem tıpkı bir Metroidvania gibi işliyor (ve bu oyun çıktığında öyle bir kavram henüz yok). Tek farkı aslında yeni bir ekipman bulana kadar yolunuzu tıkayan fazla bir şeyin olmaması. Yani bölüm sonu canavarını (Helikoptere canavar dedi) yenmeniz için gerekli silah dışında, kutuyu, susturucuyu, mayın dedektörünü, dürbünü falan almanıza gerek yok. Oyun ekran ekran ilerliyor olsa da aslında tek bir bütün harita var ve her yerine gitmek, topladığınız kartlarla her kapının ardını araştırmak tamamen sizin keyfinize kalmış.

Saydığım ekipmanın çeşitliliği umarım sizi de şaşırtmıştır. Çünkü ben Metal Gear Solid’den çok sonra oynamış olsam bile, o yıllarda çıkmış bir oyundan böyle bir içerik beklemiyordum. Sadece çeşit çeşit silah değil, düşmanları atlatmak için kullanacağınız araçlar (Kutuya araç dedi), gizlilik gereçleri, ulaşamadığınız bir yere üst katlardan inmek için paraşüt, telsiz sinyalini güçlendirmek için anten falan derken, ohooo diyorsunuz, diyorum, dedim, siz de deyin. Telsiz demişken, oyun boyunca ipuçları, emirler ve yardım almak için telsize bol bol başvuruyorsunuz. Buradaki muhabbetler minimal olsa da çeşitli hikaye parçacıklarına, twistlere gebe. Komunatınınız Big Boss, direniş lideri Schneider, evinin kanepesinden götünü kaldırmadan akıl veren Diane gibi karakterler, yalnız gecelerinize tercüman olmak için hazır bekliyorlar.

“TX-55” seride ilk karşılaşılan Metal Gear. Şimdi Metal Gear Solid 5’deki dehşet mecha’dan sonra TX çok ponçik kalıyor ama….

Oynanışta da gizlilik yapmak zorunda değilsiniz. Oyun buna zorlar gibi yapıyor ama aslında seçim size kalmış. Seçenekleri tartıp alarm çalarsa gelecek ekstra kuvvetlere karşı koyacak cephanem ve canım var mı, yoksa gizlilik yaparak kaybedeceğim 1 dakikada kendimi geliştirip daha iyi bir insan evladı, hayırlı bir evlat olabilir miydim diye düşünüp karar vermeniz gerekiyor. Ama yorulmayın diye söylüyorum, oyunun ilk yarısından sonra artan rütbenizle her şeye karşı koyabilecek hale geliyorsunuz ve hayır daha hayırlı bir evlat olamayacaksınız.

Dilimin pek varmadığı eksiler klasmanına sokabileceğim bir iki şey var. İlki, telsiz konuşmalarına dikkat etmezseniz, kaçırdığınız mühim bilgiyi tekrar öğrenmenin tek yolu efendi efendi bir tam çözüm açmak. Arada telsiz frekansları verildiğinden dikkat kesilmekte fayda var. İkincisi, bir yerden sonra gideceğiniz yerin belirsizleşmesi. Ben mesela oyunun sonuna yakın bir yerde deli danalar gibi dolanmama rağmen bir çıkış bulamadım ve çaresiz çözüme baktığımda, belli bir kapının önünde telsizden birine ulaşmam gerektiğini okudum. Kendisi kapıyı açıyormuş ama buna dair oyunun verdiği tek ipucu “Jennifer sana yardımcı olacak 😉 ” olunca, neye yardımcı olacağını bilmeden bedevi gibi JENNIFEEEER! diye dolanmıştım saatlerce. Son olarak; Oyunu ilk önce NES versiyonunda sonra Metal Gear Solid 3 Subsistance ile gelen MSX versiyonunda tecrübe ettim. Ve bilmeniz gerekiyor ki NES versiyonu yine çok iyi bir oyun olsa da MSX versiyonundan bir boy daha kısa. Özellikle çıkarılmış kısımlar ve son boss olarak Metal Gear yerine dev bir monitörün olması ile meşhurdur. Yani oynamaya niyetlenirseniz Subsistance ile gelen düzenlenmiş versiyonuna bakmanız güzel olur.

Velhasılı kelam, Metal Gear serinin temeli, sağlam da bir temel. Donanım kısıtlarının getirdiği dizayn tercihleriyle ne kadar da özgün bir oyun doğabileceğinin ispatı. Ve oynadığım her kadim oyunda bunu söylemem, söyleyemem ama Metal Gear bugün bile oynanabilecek kalitede bir oyun (coşmadan, sakin sakin…)

 

Not: Metal Gear kapak görseli Deviantart’tan Kontxouso adlı kullanıcıya ait.

 

https://www.youtube.com/watch?v=7uWLUfdk3rc

Burak Türe

Hep Muppet tiyatrosunda balkondaki o iki yaşlı olmayı isterdi, sonunda başardı. Artık iki yaşlı ayarında somurtabiliyor, oyun dünyasının üzerine attığı her şeye meh diyebiliyor.

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *