BÖYLE DE BİŞEY VARDI #1

 

DIABLO: KINGDOM OF SHADOW – RICHARD A. KNAAK

 

90’ların sonunda ve 2000’lerin başında bir furya vardı, fantastik kurgu kitaplar üzerine. O furya hep vardı gerçi ama Türkiye’de benim karşılaştığım yıllar bunlardı. Üzerimize Ejderha Mızrağı, Unutulmuş Diyarlar kitapları yağıyordu. 2. Oyunu 2000 yılında çıktıktan sonra Diablo da bu yağanlar arasında katıldıydı. Türkçe çevirisiyle Bartuc’un Mirası, iblisleri emrine bağlayabilecek kadar güçlü Vizjerei büyücülerinin hatasını, Siyah Yol ise aşağı iblislerin bile ne kadar tehlikeli olabileceğini anlatıyor ama iki kitap da etkileyici bir bakış açısı getiremiyordu oyunlara. Yani “Niv York’un en bi best satan yazarından” deyince olmuyordu bu işler. Peki Kingdom of Shadow en bi best olabiliyor mu?

 

Tolkien’den Başka En bi Best Tanımıyorum

Güce aç bir Vizjerei arkadaşımız yanına bir grup paralı askeri alıp Kejistan’da (gülmeyin artık) biz cennete yükselecez diye coşup, sonra haritadan silinen Ureh krallığını arıyor. Paralı askerlerin lideri Kentril Dumon esas karakterimiz, babacan bir karakter kendisi. Sanırım öngörüden yoksun şapşal karakterin başına gelenlerden kurtulma çabası Richard abinin imza kurgusu falan. Burada da grubumuz Ureh’i buluyor ama krallığın hiç de cennetlik olmayan sırlar sakladığını farkediyorlar.

Fakat bu sırlar yüz kilometre öteden görülen, yazarın da düzgünce saklamaya kasmadığı sırlar. Başta biraz gizem var gibiyken, grup Ureh’ye vardığı gibi buhar olup uçuyor bu gizem. Ureh’ye varıştan ana karakterin mevzuya aydınlandığı ana kadar ki kısımlar o kadar klişe ki, empati kurmak mümkün değil. Yine de yazar bir şekilde sempatik karakterler yaratmış ama bunlar da herkül/zeyna karakterleri boyutundalar. Yani hafif akşam üstü dizilerinde her türlü gideri olan ama bir kitapta karşılaşınca bayat ekmek tadı veren karakterler.

Gölge Krallığı’nda da Bartuc’un Mirası’nda rastladığım aynı light’lığı sergilemiş yazar. Yine kendi çapında çok etkileyiciymiş gibi olan ama olaylar esip dindiğinde dünyaya zerre katkısı olmamış, bir taşın bile yerini değiştirmemiş bir olaylar silsilesi var. Adamlar o gün dünyayı kurtarıyor ama Sanctuary’nin nazarında o gün sadece salıydı yani.

 

Böylece M. Bison da Anmış Oldum

Sanırım Richard A. Knaak kitaplarından çok “soyadı nasıl okunuyor bu adamın yav” sorunsalıyla aklımda yer edinecek. Belki kendi serilerine ekstra özeniyor, başkalarının yapıtlarına banane ya ben mi kurtarıcam Sanctuary’yi, Krynn’i muamelesi çekiyordur. Öyle yapıyorsa anlarım gerçi. Kınarım ama anlarım da. Bakalım Moon of The Spider’da yazar beni şaşırtabilecek mi.

 

Burak Türe

Hep Muppet tiyatrosunda balkondaki o iki yaşlı olmayı isterdi, sonunda başardı. Artık iki yaşlı ayarında somurtabiliyor, oyun dünyasının üzerine attığı her şeye meh diyebiliyor.

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *