Tower Of Time İncelemesi – Alternatif Bir CRPG İsterseniz Sizi Buraya Alalım Efem

Evet efenim ardı arkası kesilmeyen indie yapımlardan biriyle daha karşınızdayım. AAA yerine neden bu kadar çok indie incelediğimi sorabilirsiniz. Aslında cevabı kişisel tarihimde dizüstü bilgisayarımın modern oyunları çalıştırmaması ve the binding of isaac (flash versiyonu) ile tanışmama dayananıyor. O günden beridir acar bir indie oyuncusu haline geldim ve dizüstümü yenilememe rağmen indie oyunlardan kopamadım. Neyse oyuna geçelim efem…

 

 

Oyun müthiş ötesi ve tüylerimi diken diken eden bir video ile açılıyor. Hemencecik şuraya iliştiriyorum. Çünkü videoya dair söyleyeceklerim onun yanında kifayetsiz kalacaktır.

 

 

Açılış sinematiği sizi de etkilediyse devam edebiliriz (etmeyenleri ise, yazının son sözlerine alalım). Konusuna dair ufak bir miktarda, sadece ilk 45 dakikayı kapsayacak şekilde, bilgi vermem gerekirse; Dünya katastrofik bir ekolojik felaketin eşiğindedir. Verimsiz ekinler, güneş yüzü nadiren gören tarlalar, hızla azalan büyük ve küçükbaş hayvan nüfusu vb…

Bu noktada avcı bir oğlanı izleriz . Etrafı avlanacak bir şey bulmak umuduyla kolaçan ederken ters yüz edilmiş, mavi bir parıltının çevrelediği, çevresiyle son derece uyumsuz olan bir kuleye rastlar ve merakına yenik düşüp içeriye girer. Girdikten sonra kulenin kendisine seslendiğini ve zaptedemediği bir biçimde kendisini kulenin derinliklerine çeken sesler ve düşünceler istila eder aklını. Kendisini bir tür mücevherden yapılma bir tahta çekildiğini anladığında tahtın koruyucuları olan golemler ile karşılaşır. Çocuğun içinden yayılan potansiyel ve çiğ enerjiyi sezen golemler bu ve zararsız olduğu gerekçesiyle yolundan çekilir.

Çocuk, tahta yaklaştığında tahtan yükselen ses, karşısında bir çocuk bulduğuna şaşırır! Çünkü çağrısını duyan kişinin güçlü ve ona sunacağı vazifeyi üstlenmeye kadir birisini bekliyordur. Çocukla olan kısa bir konuşmadan sonra enerjisini saklamak amacıyla ve çocuğun hazırlanmasını söyledikten sonra uykusuna geri döner. Yıllar sonra bir kralın hizmetkarı olarak uzun yıllar geçirmiş olan antagonistimiz, kralından izin ve adam isteyerek yıllarca onu rahat bırakmamış olan kuleyle ilgili düşünceleriyle beraber kuleye geri döner. İşler bu noktada çetrefilleşir çünkü artık antagonistimizi değil onun ekibini canlandırıyoruzdur!

Tahta yerleşen antagonistimiz ekibin gözü, kulağı ve emirleri veren zihnidir. Amacımız ise Dünya’nın geldiği hali geri çevirebileğimiz bir güç sağlayıp sağlayamayacağı amacıyla yapılan bir keşif turuyken aşağı katlara indikçe indikçe kulenin habis varlıklar tarafından işgaline tanık oluruz. Kulenin koruyucuları ve defans mekanizmaları devredışı kalmıştır ve kulenin son çaresi bizizdir.

 

Bu son cümleyle oyun beni kendisine esir etti

 

Ve şimdi oyunun oynanış mekaniklerine gelelim. Tower of Time (ToT) bu konuda baya iddialı. Pausable real time crpg lerine yeni bir mekanik getiriyor. Neden daha önce yapılmadığını anlamadığım ve aslında oyunu daha fazla zevkli kılan mekanik. İşin komik yanı hiç kimsenin aklına gelemeyecek türden bir inavosyon da değil. Çatladınız biliyorum ve işte geliyor : Zamanı yavaşlatma!

 

 

Gerçek zamanlı crpg lerde neredeyse her adım başı oyunu durdurup komutları verdikten sonra izlemeye koyulmanıza gerek yok artık. Hani kaosun kol geztiği anlarda panikle duraklatıp karakterinizi ölmeden 1-2 saniye önce yakalama/yakalayamama sorununu da bu şekilde çözmüşler işin aslına bakarsanız. Şimdiye kadar bunu neden kimsenin yapmadığını anlamak güç. Sadece eski crpg lerden de bahsetmiyorum. Günümüzdeki, kült oyunların ruhani mirasçısı olarak anılan oyunların hiçbirinde bu özellik yok! Kısmen bağnazca bir eskiyi yaşatma nostaljisinde saplanıp saplanmadıklarını kestiremiyorum.

 

 

Biraz da dövüş ekranından bahsetmeliyim. Bu arada oyun 2 farklı moddan oluşuyor. Bir tanesi exploration ekranı.

Bu ekrandayken harita da dolaşıyor, altın topluyor (Buradan biraz puan kırabilirim çünkü varil kırmaca yok…), silahlarınızın ana maddelerinden biri olan büyülü taşlar  ve karakterinizi olumlu yada olumsuz etkileyen parşömenler buluyorsunuz. Bu nokta da ufak bir ipucu veriliyor size. Kısa bir hikaye anlatılıyor ve bunun sonucunda hangi karakterinizin parşömeni açması gerektiğine karar veriyorsunuz. Doğru karar verirseniz kalıcı bonus’lar kazanabiliyorsunuz ve aksi de geçerli. Rastlantısal bonuslar ya da dezavantajlar veren çeşmeler, sizden yardım isteyen çeşitli karakterler ve kulenin bekçileri ile karşılaşıyorsunuz. Son derece kısıtlı karakter sınıfı var ve ToT da ilerledikçe değişik sınıflara ait karakterlerle karşılaşıyorsunuz ki bu başlangıçta kendi karakterini yaratma sevdalıları için alışılmadık olabilir.  Yanlış hatırlamıyorsam feat kavramı yok. Ayrıca az seçeneğin olduğu bir skill ağacı var. Bir ana skill ve ona ait 2 yan skill den mütevellit , o skill’e ait diğer birkaç basamak daha bulunuyor. Bahsi geçen oyunlara kıyasla az miktarda ama bence az ve öz mantığında düzenlenmiş. Bu tip sözde kısıtlamalar crpg delilerini soğutabilir ama beni pek etkilemedi açıkçası

Böylece ToT evreninin geçmişini, büyünün nasıl ortaya çıktığı, neredeyse artık sadece efsanelerde yer alan ırklara ne olduğu gibi oyuna derinlik unsuru katan çeşitli hikayeler ve mitlerle besleniyorsunuz. Belirtmem gereken bir diğer şeyse grubun bazen fikirlerinin çatıştığı anlar olduğu. Bazı konularda birbirleriyle laf dalaşına giriyorlar ve bunu sizin çözümlemeniz bekleniyor. Kimin tarafını seçerseniz onun alignment’ın da bir puanlık artış ve diğerinde azalış gerçekleşiyor. Bu ise kalıcı bonus’lar demek.

“Lan alignment da puan artışı mı olur!” demeyin. Abilerinin yanında bu oyun, hafifçe arcade kaçan ya da yeni bir şeyler deneyen bir oyun…

 

 

Dövüş ekranı derken yine oyunun en güçlü olduğu yan olan hikaye ve hikaye anlatımına dalmışım kusura bakmayın. Evet dövüş ekranı diyorduk. Aslında diğer crpg lerden daha farklı bir yanı bir yanı yok. Sadece korkunç miktardaki istatistiklere rağmen (evet dinozor bir crpg oyuncusu olmadığım burada anlaşılmıştır) arka planda dönen dövüş matematiği yorucu değil.

Hatta biraz arcade kaçtığını bile söyleyebilirim. Bu sizi yanıltmasın yine stratejik bir derinlik ve neyi, ne zaman ve nerede kullanacağınız çok önemli. Dövüş ekranında ise biraz tower defence mantığında yaratıkların hortladığı kapılar var ve ne çeşit yaratığın , hangi noktada çıkacağını bilememek sizi biraz diken üstünde tutabilir.

Karakterler arasında en çok Maeve’e bayıldım. Onun yetenekleri arasında olan bear trap kadar sık kullandığım başka bir yetenek yok oyunda. Neden derseniz bir ya da birden fazla kapıyı birkaç saniyeden (yeteneğin aktiflik süresini ne yazık ki hatırlayamadım) daha uzun süre tutabilmesi , haritanın bir ucunda olan fighter’larınız yanınızda değilken hayat kurtarıcı oluyor ve yanında summon’lanmış bir elemental. Arkada ise gelen canavarları ok yağmuruna tutan bir ranger.

Yemede yanında yat 😛

 

Bu tip bulmacalar oyuna olan merakınızı diri tutuyor

 

Ve gelelim oyunun eksilerine ; alışılmadık bir level atlama sistemi var. Karakterin sınıfına uygun binanın blueprint’ini bulduktan sonra o class’a ait binayı geliştirtirme imkanı bulabiliyorsunuz. Böylece level atlayabiliyorsunuz  ve sadece bu şekilde stat ve skill puanları kazanabiliyorsunuz. Exp kasıp level atlama sistemini değiştirilemez bulan bünyeler için rahatsız edici olabilir. Potion’ların olmaması bir eksi sayılabilir mi? Bilemiyorum.

Aslına bakarsanız bunlar önemsiz ve kısa sürede alışabileceğiniz detaylar. En büyük eksisi oyun aşırı derece sessiz! Screenshot’larda gördüğünüz hiçbir diyalog seslendirilmemişti. Sadece oyun için videolar seslendirilmiş ki bu oyunun atmosferini büyük ölçüde baltalıyor. Ah ve bir o kadar da sınırlı olan müzik repertuarı…

Biraz ağır bir eleştiri olabilir lakin oyunun 2. chapter’ında aksiyon ekranı olan bir visual novel oynuyormuş gibi hissettim ve sıkıldım. Loot aşkı beni kaldığım yerden devam etmeye zorladı

Sonuç olarak sessizliğine umursamazsanız eğlenebileceğiniz kısmen de olsa yenilikçi bir crpg var karşınızda. Baktığım diğer incelemeler rts-vari ya da divinity-vari yakıştırmasını yapmıştı ve evet haklı da olabilirler.

Aslına bakarsanız Event Horizon firmasından günümüzün ağır abilerine (Divinity : Original Sin 2, Pillars of Eternity 2 ve Beamdog’un mezarında geri canlandırdığı klasiklerin yenilenmiş versiyonları) iyi bir alternatif.

Bence alınız efem…

Puan : 7.8/10

 

 

https://store.steampowered.com/app/617480/Tower_of_Time/

 

Can Berk Angı

Polisiye yazarlarını büyük bir kıskançlıkla izleyen , Cinayet Masası programıyla kahrolan bir şahıs. Yazar olma hayalleriyle yaşıyor ama oyun bağımlılığı ve üşengeçliği ve hiçbirşeye zaman bulamaması onu geride tutuyor.Kronik anksiyetesiyle işi evliliğe vardırabilmesi onun en büyük hayali

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *