PositronX İncelemesi



Çok Edge of Tomorrow‘u andırıyor değil mi? İnsan merak ediyor neden şimdiye kadar bir oyunu yapılmadı diye. Teknik yetersizlikler? Rogue-like türünün, indie yapımcıların AAA firmaların tekeline almasına asla izin vermemesi? EoT‘un lisans ücreti? Oyuna uyarlanabilme zorluğu? Aynı savaş ortamını tekrar ve tekrar sunmanın eğlenceli bir hale getirilmesindeki imkansızlıklar? Bilemiyorum. Neyse oyunumuza dönelim.

Konuyu es geçeceğim. Aksiyon dolu bir rogue-like söz konusu iken en az dikkat ettiğim nokta o olduğu için. Yapımcıların büyük çoğunluğu da genellikle bu şekilde davranıyor bu tür söz konusu olduğunda.

Başlangıçta seçebileceğiniz (şimdilik) 2 karakter var. Kendisine has özellikleriyle başlayan bu karakterler (ya da androidler mi demeliyim?) başlangıçta rastgele verilen imprint ile ilk kısma adım atıyor. Sonrasında ise yok ettiğiniz her düşmandan düşük bir çıkma olasılığı olan diğer imprint’ler, implantlar, silah upgrade’leri ve core adı verilen oyuna has para birimiyle giderek daha güçlü hale geliyor ve durdurulumaz hale geliyorsunuz (Şaka. Çok kolay ölebiliyorsunuz. Ne kadar güçlenirseniz güçlenin…).

Bitirebildiğiniz her odanın sonunda size 3 geliştirme seçeneği ya da silah sunuluyor. Evet silahlar düşmanlardan düşmüyor ya bahsettiğim şekilde ya da ameliyat masasına benzeyen geliştirme konsolunda (ismini not almayı unuttum) büyük miktarda core bayılarak sahip olabiliyorsunuz. Ufak bir ayrıntı oyunda ateş ederken koşma hızınız düştüğünden dolayı sizi koşmak yerine sürekli duvardan duvara sıçramak zorunda bırakıyor. Garip bir platformer havası katıyor bu.


Şimdilik az sayıda aktif yetenek olmasına rağmen oyuna sık sık güncelleme geldiğinden dolayı bu açığı hızla kapatacağını umuyorum.

Fps ve rogue-like türlerini harmanlayan az sayıda oyun olduğundan pek karşılaştırma olanağım yok ama çıkanların hepsini oynamaya çalıştığımdan belki bir iki şey söyleyebilirim. 2014 de Ziggurat, 2017 de Immortal Redneck ve bu sene çıkışını gerçekleştiren City of Brass‘ı oynamama ve kısa sürede kenara atmama rağmen garip bir şekilde PositronX beni kendisine bağladı. Bahsettiğim oyunlardan daha zorlu, daha az cilalanmış ve hala üzerinde bolca çalışılması gerekmesine rağmen.

Oyunda daha 3. seviyeye geçemediğim halde yine de kendisini oynatmaya devam etti. Zorluğu sanırım hırsı ve yeni eklentiler, çipler ve silahlara olan açgözlülüğünüzü körüklemeyi iyi beceriyor. Aynı zamanda bu itici güç haline de geliyor. Durmadan en baştan başlamanız için…


Şimdi gelelim oyunun eksilerine; silahlarda vuruş hissi neredeyse hiç yok. Bırakın vurup vurmadığınızı anlamayı vurulduğunuzu bile zor anlıyorsunuz. Düşman çeşitliliği az ve tasarımları sıradan. Zorluk eğrisi 2. bölüme geçer geçmez aniden fırlıyor. Normal zorluk seviyesinde oynamanıza rağmen…

Minimap doğru çıkış noktasını göstermekten aciz. Sizi sürekli yanlış yere götürebiliyor. Yapay zeka vasat. Erken erişimin lanetlerinden biri olan ragdoll efektleri o kadar saçmalayabiliyor ki yok ettiğiniz düşmanları kontrol etmek amacıyla tekrar vurma ihtiyacı hissediyorsunuz. Son olarak yukarı da bahsi geçen oyunların hepsi kendilerine has bir atmosfere sahipken, PX ise canlandırdığınız android kadar ruhsuz bir oyun. Alışmakta ve oyunun içine girmek zorlanabilirsiniz o yüzden.

 

Grafikler : 6/10
Ses : 5/10
Oynanış: 7/10

Genel puan : 7/10

Uyarı : oyun alpha 0.7.5 sürümünde

Steam mağaza sayfası

 

Can Berk Angı

Polisiye yazarlarını büyük bir kıskançlıkla izleyen , Cinayet Masası programıyla kahrolan bir şahıs. Yazar olma hayalleriyle yaşıyor ama oyun bağımlılığı ve üşengeçliği ve hiçbirşeye zaman bulamaması onu geride tutuyor.Kronik anksiyetesiyle işi evliliğe vardırabilmesi onun en büyük hayali

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *