KORKU GÜNLÜKLERİ – PAGANİZM VE CADILIK 1



 

Merhaba sevgili okuyucularımız. Bu yeni yazı dizimizde, bilinmeyen inançları, şahit olunan gizemli ve garip olayları inceleyerek; karanlık, alışılmadık dünyalara yolculuklar yapacağız.

 

Bizlere konu ile ilgili bilgi vermek amacı ile gelen konuklarımız ya da ilgili görgü şahitleri ile yapacağımız röportajlar şeklinde ilerleyeceğimiz bu dizimizde ilk konuğumuz, kendini pagan olarak tanımlayan Regina olacak.

 

Kendisi ile paganizmi ve cadılığı konuştuk. Bizlere yaşadığı deneyimleri, güçlerini nasıl keşfettiğini ve ne yollarla kullanabildiğinden bahsetti.

 

Sizler de deneyimlerinizi paylaşmak, yaşadığınız olayları bizim aracılığımız ile anlatmak istiyorsanız bizlere ulaşabilirsiniz:

 

bulamacmedia@gmail.com

Regina ile yaptığımız bu harika röportaj serisine gelin hep birlikte bir göz atalım.


Regina: R
Abdullah Derin: AD


AD: Merhaba hoşgeldin. Nasılsın?

 

R: Merhaba,hoşbuldum.İyiyim teşekkür ederim ya siz?

 

AD: Çok sağol, öncelikle bizlerle bu röportajı kabul ettiğin için teşekkürler. Bu, bizlere seni ve yaşadığın hayatı, inancını, deneyimlerini daha iyi tanıma şansı vermekte. Yaşadığın paranormal deneyimler ile birlikte, başka dünyaların kapılarını da aralamakta. Bu röportajda sana, isteğin üzerine Regina diye hitap edeceğiz. Bizlere kendinden biraz bahseder misin?

 

R: Rica ederim. Deneyimlerim bir nebze bu dünyaya ışık tutacaksa ne mutlu bana. Benim hikayem atalarımla başladığından kısaca değinmek isterim. Şaman anne ve Baksı bir babadan geliyorum. Hayatımın çoğu ritüeller,gün dönümleri kutlamaları ile geçti. Yakın akrabalarımdan İslamı seçenler elbet var fakat inanç özgürlüğü mevcuttur.On beş yaşımda paganizmi seçtim;Tanrıça Gaia/Tera ve Tanrı Kronos/Saturnus’a adandım, ibadet gücümü onlardan almaktayım. Her tanrıça ve tanrının temsil ettiği özelliğe göre ritüeller şekillendiğinden dolayı kültüre göre ritüel ve ibadet şekilleri değişkendir. Soru yönlendirildiği takdirde daha da ayrıntılı anlatabilirim.

 

AD: Bu kısım çok ilginç. Şamanizmden bahsediyorsun, Baksı olmaktan bahsediyorsun. Bu tür insanlar çevremizde varlar, aramızda dolaşıyorlar ama biz varlıklarını bilmediğimiz bir dünyaya karşı kapalıyız anlamını çıkarmaktan kendimi alamıyorum. Çok yaygın olan ancak gizlenen bir olay mıdır bu tür inançlar? Gizleniyorsa neden?

R: Türklerin ilk inanç sistemi olduğundan dolayı gelenekleri hala sürdürmekteyiz fakat zamanla İslam inancı benimsendiğinden çoğu aile veya birey kendini gizlemek durumunda hissediyor çünkü korkuyorlar. Şifacı ve ebe nenelerimiz, kocakarı ilaçları hep kam-şaman inancının maji dünyasına açılan kısmıdır. Korku konusuna gelirsek,toplumdaki yozlaşma ve dışlama, ötekileştirme yüzünden, pagan, şaman, baksı olan tanıdığım birey ya da aileler inançlarını, geleneklerini gizlemek zorunluluğu hissediyorlar. Çocuklarının geleceğinin etkilenmesinden çok endişe edip, müslümanmış gibi ibadetlerini sürdürenler dahi var maalesef. Kafir ya da putperest damgası yemek istemiyorlar. Dikkat çekmeden, gizliliğe sahip olan yerlerde ritüellerini gerçekleştiriyorlar. Hıdrellez vb… kutlamalar topluluğumuzda yer ettiği için dışarıda rahat kutlanabilir halde fakat nardugan denilen bayram/festival pek kutlanamamakta.

 

Paganizmde şeytan inancı yoktur.

 

Pagan kesimine değinecek olursam da Türkiye’de ciddi şekilde dışlanıyoruz. Doksanlı yıllarda çıkan zamanın psikolojisi bozuk gençleri yüzünden (satanizm akımı) her beş köşeli yıldızı gören insanlar bize satanist damgasını yapıştırıyor. Oysa paganizmde şeytan inancı yoktur, tüm tanrıça ve tanrıların pozitif ve negatif yönleri mevcuttur, dolayısıyla günah da yoktur. Sadece toplumsal veya global etik değerler mevcuttur. Paganizmin dallarına inananlar arasında dahi birleşme sağlanamıyor. Yurtdışı kaynaklı federasyonumuz mevcut fakat fiili bir birleşme sağlamıyor ne yazık ki.

 

(Bu noktada kendisi bizlere ilgili linki sağlıyor: http://tr.paganfederation.org/ )

 

Şahsen Türkiye’de yaygın olan spiritüel satanizmi paganizm olarak görmüyorum çünkü hristiyanlığa karşı başkaldırı olarak çıkmış yurtdışı kaynaklı bir inanç sistemi. Kök paganizm veya şamanizmle gram alakası olmayan bir yapı. Şeytan figürü aslında Pan tanrıdır. Paganizmden kopup hristiyanlığa geçişin kolaylığını sağlamak için geliştirilmiş bir algı operasyonudur.

 

Paganizm, Satanizm değildir.

 

Satanizme şu an girmiyorum ama araştırıldığında, halihazırda ilgisinin olmadığını da görmekteyiz. Basit bir örnek verecek olursam. Neo-paganizm veya paleo paganizmde iblis, melek, şeytan yoktur; elementaller vardır. Bunlar elementlere bağlı olarak biçimlenerek yaşam bulmuş değişik enerjiye ve dalga boylarına sahip varlıklardır. Okültist olan insanların inanç ve majikal olarak mezo-paganizmden yola çıkmıştır. İblisleri/melekleri çağırarak ritüel yaparlar fakat iblis/melek diye adlandırılan elementallerin özellikleri çok farklıdır. Genelleme dışında ifade etmek isterim ki okültistler, israiloğullarının peygamberi süleymanın tılsım kitabı-goetia ile alakalı çalışırlar. İslam inancında elementallere cin denilerek geçiştirilmiştir. Çağımızda yaşayan neo-paganizm, wicca inancıdır. Wiccan olan paganlar veya şamanlar maji ile ilgilenmek zorunda değildir. Global etik yargı ile yaşamaları gereklidir. Her cadı veya kam da belirli bir inanca sahip olmak zorunda olmasa da şahsi fikrim semavi dinlere inanıp veya ateist olup maji ile ilgilenmek çok da doğru değildir. Semavi inanç sistemlerinin maji konusunda kesin emirleri ve kuralları bulunmaktadır. Çoklu tanrı inanç sistemi, evrensel tetikleyici güçlere ad vermiştir (Gaia,Kronos vb…) bu metaforiktir. Hangi yolda ve kültürde ilerlemek isteniyorsa kendine en yakın metafor özelliğini seçip adanır. Ruhani yapısını suya yakın görüyorsa deniz, okyanus, nehir tanrı veya tanrıçasına adanıp ona göre şekil alır. Eğer maji sanatında ilerlemek istiyorsa su elementalleri ile iletişim kurabilir, ritüelini ve majikal pratiğini su ile bağlantılı olarak yapar.

 

AD: Çok ayrıntılı ve güzel ifade ettin, teşekkürler. Anladığım kadarı ile bu bir kült birlik ya da tarikat olmaktan uzak; daha çok eski dinlere ve inançlara tapma anlamına geliyor. Semavi dinlerden de öncesinde, on binlerce yıl önceki yaşamlardan bahsediyoruz belki de. Doğanın elementlerine, iyileştirici gücüne saygı duyma ve ona tapma gibi bir inanç bir noktada. Peki bu enerjiden gelen ve “doğaüstü” diye tabir edebileceğimiz; gerektiğinde başvurabildiğiniz yetenekleriniz var mı? Ya da bu tür doğa dışı varlıklar ile iletişim kurabiliyor musunuz?

 

R: Kült birlikler mevcut; cadı meclisi, cadı konseyi,kovan denilen ciddi hiyerarşik yapıda baş rahip ve baş rahibe tarafından yönetiliyor. İş hayatı ve hayatın temposu yüzünden sadece mevsimsel döngü kutlamaları yapabildiklerini yaklaşık beş sene önce işitmiştim. Bunun dışında günümüzde kovan adı altında reşit olmayan bireylerin bir araya geldiği çok da ciddiye alınmayacak gruplar oluşturduklarına tanık oldum ve olmaya devam ediyorum. Belirtmek isterim, kovan yapısına karşıyım. Bireylerin kendi yolunu bulup ilerlemesi taraftarıyım. Evet, var. Kan bağından yani genetik aktarımla gelen bu yetiler sanıyorum şamanistik kökene dayanıyor. Her bireyde farklı özelliklerde yetiler ergenlik çağında en üst noktada kendini gösteriyor. Bir buçuk yaşından beri değişik elementalleri ve ruhları görebiliyor, telepatik iletişim kurabiliyor, ölecek olan canlıları hissedebiliyorum. Rüyalarımda kabus sandığım zincirleme olaylar gerçek dünyada bir zaman sonra gerçekleşiyor. İnsanlara dokunduğumda hayatlarından veya zihinlerinden parça parça görüntüler akmaya başlıyor. Açıkçası annem bu konuda beni eğitmese belki de korkudan psikolojik sorunlarım olabilirdi.

 

AD: Yani aslında psikolojik sorun olarak görülebilen şeyler de bu tür özellikler olabilir mi diyorsun? Tam tersi de tabi ki başkaları için geçerli belki de.

 

R: Kesinlikle bu özellikler görülebilir. Çoklu karakter bölünmesi hastalığının bu tür belirtilerini hayatımızda görüyoruz. Kendimden şüphelenip psikoloğa gitmişliğim var fakat adamcağıza gayri ihtiyari dokunma dürtüme engel olamadım. Bir anda her gördüğüm ağzımdan döküldü. Ateist bir insanı çok ciddi şekilde korkutmuş olacağım ki daha sonra randevu almak istediğimde mesleğini ve işini bıraktığını öğrendim.

 

AD: Dokunduğunda ne görmüştün peki?

 

R: Psikoloğun ev hayatını; sabah kahvesini koyup içtiğini, duş aldıktan sonra eski karısının kızlarını ona bıraktığını, eski karısıyla kavga ettiklerini vb… normal hayat kesitleri gördüm. Kadın bence haklıydı o ayrı bir tartışma konusu, şimdi açmayayım.

 

AD: Bunlar bir anda mı zihninden aktı peki? Saniyelik bir temas ile? Yoksa daha uzun meditasyonlar da gerekli mi? Eğer anlık ise seni metroda hayal edemiyorum.

 

R: Bir anda hepsi birden akmaya başladı. Küçüklüğümden yana olan bir şey olduğundan genetik miras diyebiliriz. Evet, kişisel alanımın ihlalinden bu yüzden pek hoşlanmıyorum. Zamanla kontrol edebilmek için kendimi eğitebildim.

 

AD: Sayabileceğin başka hangi yeteneklerin var?

 

R: Empatım, enerji okuyabiliyorum; fotoğraftan karakter analizi yapabiliyorum, kehanet araçlarını kullandığımda mutlak doğru bilgiyi elde ederim.Tabi doğru zamanlama önemli.Çok fazla sayılmasa da şifa verebiliyorum; biyoenerji ile fakat hiçbir zaman annem kadar başarılı olamadım bu konuda.

 

AD: Kehanet araçları? Atlamadan da geçmeyelim bunun genetik olduğunu sık sık vurguluyorsun. Bizde de olup olmadığını nasıl bilebiliriz?

 

R: Tarot-kader kartları, sarkaç, gümüş çanak, siyah ayna, bulut okuma ve daha bir çok kehanet araçları bulunmakta. Günümüzde fal denilip geçilir ama araçlar değişse de bu enerji alışverişi ile enerji okumasıdır.

 

Çok basit belirtileri olduğundan hastalıklarla da karıştırılıyor normal olarak. Açıklamam gerekirse;

 

*Kalabalık sevmezler çünkü enerjiden dolayı fenalık geçirebilirler.

*Rüyalar günlük hayatta gerçekleşmeye başlıyorsa özellikle önsezi kuvvetli anlamına gelir.

*Kimseye gitmeyen ve tanımadığı hayvanların sevgi gösterisine maruz kalmak.

*Dokunduğu canlının ağrısının veya hastalığının süreli veya süresiz geçmesi.

*Kehanet araçlarını kullandığında tanımadığı insanlara hiç duymak istemedikleri gerçekleri söylemek. Eğer söylemezseniz beyniniz ve kalbiniz patlayacakmış gibi hissedersiniz.

*Elemental olarak söylediğim canlılarla iletişim; fakat hayali arkadaş sendromuyla çok karıştırılır.

*Genelde o evde cadı veya kam varsa mutlaka elementaller de vardır. Eşyaların yeri değişir, objeler birden patlayabilir, düşebilir.

*Doğayla kimsenin olmadığı kadar ilgilidir. Konuşarak bitkiyi öldürebilir veya büyümesini sağlayabilir; enerji aktarımı yapar.

*Paranormal konulara merakı başına gelen paranormal olaylardan gelir. Tam tersi fantazi kurmaktır.

*Ay’ın enerjisine çok çabuk kapılır. Genellikle karanlık ay ve dolunay dönemlerini bilmese de sabaha karşı üç ile dört arasında uykusundan uyanıp gökyüzünde Ay’ı arar.

*Yıldızlara bakıp içine doğan veya gelen görüntülerin bir zaman sonra gerçekleşmesi de çok büyük ve özel bir belirtidir.

*Kendisinin de içinde olduğu günümüzden eski bir zaman diliminde yaşamlarını görüyorsa (uykuda veya değil) genellikle geçmiş yaşamlarını görüyor olabilir. Zaman ve eğitimle birlikte ortaya doğruluğu veya yanlış olduğu çıkan bir belirtidir.

*Sık sık trans haline girip dünyadan koparlar fakat bunun neden olduğunu bilmeden yaparlar.

 

AD: Evet, saydıkların gerçekten spesifik şeyler. Peki doğaüstü varlıklar ile iletişime geçebildiğini söyledin. Sana ne gibi bilgiler veriyorlar? Görünme yolları ve şekilleri nasıl oluyor?

 

R: Genellikle hayatım tehlikeye girmeden önce eşyalarım devrilir, bir süre sonra plazma veya gölge gibi görünür olup telepatik görüntü aktarırlar. İstediğim takdirde kişiler hakkında bilgiler alabiliyorum ama hayatta azıcık sürpriz kalmalı diye düşünüyorum. Hastayken sanıyorum ki bana bakıyor, gözlem altında tutuyorlar çünkü anneme sorduğumda sırtıma herhangi bir renkli yağ sürmediğini özellikle söyledi. Ateşten saçmaladığımı düşünürken garip bir duruma düştüm. Camda, aynada, tavanda ve masada yağlı veya isli insana ait olamayacak izlerin de bir anda belirdiğine annemle beraber şahit olduk. Ender zamanlarda plazma topu olarak evde geziniyorlar; komşumuz gördüğünde fenalık geçirip bayılmıştı.

 

AD: Peki şu anda yanındalar mı?

 

R: Bir kısmı, evet. Zaman zaman çeşitli elementaller gelir ve giderler.

 

AD: Peki bu iletişimini ve yeteneklerini gösterebileceğin bir yöntem var mı şu anda? Senden isteyebilir miyiz?

 

R: Çok sık karşılaştığım bir talep olduğundan ve gerçekten bir anlam ifade etmediğinde metafiziksel kanunları çiğneme durumu yaratacağından olumsuz cevap vermek zorundayım. Kehanet araçlarını kullanabilirim ama elementaller konusu karma açısından sıkıntı yaratacaktır.

AD: Anlıyorum. Öyleyse şimdilik onları rahatsız etmeden yapabileceğimiz başka bir şey var mı? Kehanet araçları diyordun?

R: Aklınızda bir soruya veya bilmek istediğinize odaklanın ama bana değil yanınızdaki kişiye söyleyin. Birden yetmiş sekize kadar üç adet sayı söyleyin. Biraz odaklandıktan ve çember açtıktan sonra geçmişinize ve geleceğinize odaklanacağım.

AD: Yanımda kimse yok ama yapıyorum. Bir soru düşünüyorum… Üç adet sayı tutuyorum…

R: Şimdi önce söylediklerimden ve düşündüğünüz sayılardan bağımsız on üçe kadar bir adet sayıyı söyleyin lütfen.

AD: 10.

R: Bu sayıyı kartı sizin enerjinize uzaktan uyumlamak ve kartları karıştırmak için istedim. Arada mesafe olduğunda numerolojik olarak tarot kartı açarım.

AD: Tamam ben odaklanmaya devam ediyorum…

 

 

(Yaklaşık 5 dakika sonra…)

 

R: Şimdi lütfen sırasıyla düşündüğünüz üç adet sayıyı söyleyin.

 

AD: numara sırasına göre mi aklıma geliş sırasına göre mi?

 

R: Aklınıza geliş sırasına göre…

 

AD: 12 – 56 – 38 rakamları bu sıra ile zihnimde direkt canlanmıştılar.



(Yaklaşık 5 dakika daha sonra. Bu sırada hiç bir ses olmamasına rağmen yanımda duran köpeğim Dobby havladı ve irkildim; ancak ben konsantrasyonu bozulmaması için Regina’ya belirtmedim.)

 

R: Kilit kartınız Güneş; düşündüğünüz konu her ne ise bundan daha iyi olmayacak. Zirveye giden yolda ilerliyorsunuz.Güneş ışığını ruhunuza ve hayatınıza almayı sağlarsanız önünüzde kimse duramayacak. İçinizden sorduğunuz sorunun cevabı “Evet!”. Oldukça pozitif anlamlar içeren bir karttır.

   Geçmiş kartınız Asa İkilisi; seçeneklerinizin arasında kaybolmuş ve “Ne yapmalı?” sorusunda boğulmuşsunuz. Kararsızlık sizi karamsarlığa itmiş. Geçmişte seçeneklerin arasından birini seçmediyseniz bu olumsuzluk anlamına gelecektir ama diğer kartlarla da değerlendirelim.

   Şimdiki zaman kartınız Asılmış Adam; uzun süredir beklediğiniz konudan randıman alamamanız size sıkışmışlık hissi veriyor. Bu hissiyata kapılmakta haklısınız. Normal bakış açınızdan çok daha farklı bir bakış açısı edinmeli, en rahatsız olduğunuz konuda bunu avantaja çevirmeyi bilmeniz gerekmekte. Sonsuza kadar bu sıkıntılı durum sürmeyecek, öyle hissettirse de. Konunun üzerine gitmek yerine etrafından dolaşıp hedefinize varmanız gerekiyor.

   Gelecek kartınız Asa Sekizlisi; düşündüğünüz konunun gerçekleştiği anlamını, mücadeleyi simgeler. Momentum yaratmışsınız ve gelecekte meyvelerini alacaksınız.Kontrol dışında yeni başlangıçlar yaşayacaksınız. Gerçekten elinizden gelen çabayı gösterirseniz, yeni başlangıçlar sizin lehinize işleyecek ve kazanan siz olacaksınız. Ne istediğinizi ciddi düşünmeniz gereken bir dönem olacak sizin için.

Genel olarak artarda çıkan asa kartları dikkatimi çekti. Kariyer alanında bir soru sordunuz sanırım.Tutkuyla arzuladığınız projeler bu kart grubunda cevap bulur. Umarım düşündüğünüz konuya kartlarım cevap verebilmiştir.

AD: Bunlar gerçekten çok motive edici güzel şeyler. Şansıma sanırım biraz güzel haberler çıktı. Düşündüklerimi söylemeli miyim?

R: Elbette…

AD: İki soru sormuştum bunlara odaklanmıştım. Biri daha çok kontrol sorusu gibiydi. İlki “başarılı olacak mıyım?” sorusuydu. İkincisi ise “sahip olduğunuz bu yeteneklere sahip miyim?” sorusu. Sizce sonuçlar nasıl?

R: Kartlar sayıyı belirleyene ve soruyu sorana anlam kapılarını açar. Umarım gelecekte seçtiğiniz kartların anlattıklarını yaşarsınız. Ender ve olumlu bir kart açılımı oldu.

AD: Enerjinizi ve vaktinizi ayırdığınız, değerli yorumlarınız için çok teşekkürler.

R: Ben teşekkür ederim. Çok zevkliydi sizinle röportaj yapmak. Işık, yolunuzda daim rehber olsun.

 

Regina ile röportajımız bir sonraki yazıda devam edecektir. Onun bizimle paylaşacağı bilgiler ve deneyimleri ile; gizli kalmış, bilinmeyen dünyalara ve inançlara ışık tutmaya devam edeceğiz.

 

Sizler de deneyimlerinizi paylaşmak, yaşadığınız olayları bizim aracılığımız ile anlatmak istiyorsanız ulaşabilirsiniz:

 

bulamacmedia@gmail.com

 

Abdullah Derin

GEEK

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *