INFINITY WAR İNCELEMESİ – SPOILERLI

Alt başlık : BU THANOS’A BİR AŞK MEKTUBUDUR

Başlamadan önce sizi uyarmalıyım. Bu yazı son derece subjektif olup MCU dan hiç haz etmeyen hatta süper kahraman filmlerinde hoşlanmayan birisi tarafından kaleme alınmıştır.

Hazırsanız başlayalım…

2. not : Filmin üzerinde kısmen uzun zaman sonra yazı yazdığım için filmle ilgili bilgilerimi tazelemek için reddit ve cam versiyonun izlemeyi yazı sırasında gerçekleştirebilir ya da sonunda kaynakça olarak gösterebilirim.

Sanırım artık  10 senelik uzun bir dönemin kapanışına göz atabiliriz. Evet! Kimilerinin onlarla büyüdüğü kimilerinin ise MCU ile geçirdiği zamanın sonunda yetişkinliğe adım atmasıyla; aslında bir şeylerin bitişini ve yeni başlangıçları müjdeleyen bir final, MCU’a bağlanan herkes için son derece üzücü olacaktır. Filmin ilk patlak veren noktası buradan kaynaklanıyor.

Ben (çizgi roman’ın etkisiyle) tamamen umutsuzluğun kol gezdiği, yok oluşa sürüklenen bir evrenin en azından ciddiyet ve bir intihar görevinin ağırlığı ya da sıkıntısını taşımasını beklerdim (aklıma gelen en iyi örnek Mass Effect 2). Orada bile bütün evreninin sorumluluğunu omuzlarınızda hissedip, kayıpların varlığını sukünetle karşılayıp (ama beton bir duvar gibi bir duyarsızlıkla değil) bu ezici ağırlığın bütün film boyunca hissedilmesini geçtim esamesinin bile okunmaması artık MCU’nun nişanesi olan dövüş öncesi, sırası ve akabinde patlatılan esprilerin bu havayı dağıtmayı bırakın; tamamen yok etmesini hiç hoş karşılamadım. Guardians of Galaxy 2′de sanki sahne doldurmak için oluşturulan bu tip esprilerden özellikle nefret etmiş ve sinema koltuğuna hoşnutsuzlukla gömülmüştüm.

Tamam Nolan’ın Batman’i ya da DCEU’nun soyunmaya çalıştığı o karanlık temanın boğuculuğunun olması gerektiğini söylemiyorum ama Allah aşkına karşınızda evrenin yarısını yok etme tehdidiyle etrafta kol gezen bir kadir-i mutlak varken ve korkudan ecel terleri dökmen gerekirken nasıl ukalaca espriler yapabilirsin? Evet bu bir eğlence sineması. Belki de ben bu sululuktan haz etmiyor olabilirim.

Şimdiyse filme gitmeden önce okumam tavsiye edilen ve Thanos ile empati kurmamı sağlayacağımı düşündüğüm çr (çizgi roman) ile ilgili kısma gelelim. Burada ise koca bir hayır var. Çizgi romanlarda yansıtılan Thanos ile hiçbir benzerliği olmayan bir antagonistten bahsediyoruz. Bu bir kötü yan mı? Ezelden beri devam eden çr ve film adaptasyonu üzerine yeterince şey söylendiği için bunu tekrar tartışmaya açmayacağım. Söyleyebileceklerim ise MCU da şahit olduğum en derinlikli işlenmiş, son derece mantıklı sebeplerden ötürü evren üzerindeki bilinçli varlıkların yarısının yok edilmesi gerektiğini düşünen (dünyamızın gittikçe azalan sınırlı kaynakları ile kontrol edilemeyen nüfus artışını örnek olarak gösterebilirim) sonra evrendeki canlıların sürdürülebilir ve rahat yaşam koşulları içinde yaşamasını istediğinden dolayı bu tür sözde “canavarca” bir eyleme girişen Thanos’a hayranlık duydum.

Hatta öyle ki The Dark Knight’daki Joker’den ve The Dark Knight Rises‘daki Bane’den daha fazla hak vereceğiniz bir karakter kendisi. Çr farklılıklarından bahsediyordum…

Hayır tamamen ilk saldırı da bütün Avengers üyelerinin ölmesiyle işin içine kozmik varlıkların girip evrenin dengelerinin alt üst edildiği bir meydan savaşı izleyeceğimizi düşünmüyordum tabi ki. Sadece Thanos’un deliliği, güç açlığı, oyunbazlığı ve kaba kuvveti genellikle son çare olarak kullanan, düşmanının zayıflıklarını kollayan ve bunları ona karşı kullanan, öldürmeyi prensipleri içerisinde yer aldığı için yapan birisini beklerken karşıma son derece oturaklı, aklını kaçırmamış, mantıklı, soğukkanlı, sorumluluğunun ağırlığı bilen, yaptıklarınını bedelinin farkında olan ve bunlar için pişmanlık duyan neredeyse Captain America‘dan daha fazla liderlik vasfına sahip olduğunu düşündüğüm birisi çıktı.

Ödediği bedelin farkında olarak Gamorra’yu feda etmesi ise karakterine daha fazla ısınmamı sağladı. Ve evrenin yarısını öldürmekten bahsederken ki adilane duygularını şöyle açığa vuruyor: “Zengin,fakir ayırt etmeden , rastgele bir şekilde olacak” İşin komik yanı ne biliyor musunuz? Bütün Avengers üyelerinin ona karşı çıkmak için kullandığı argümanlar o kadar komik geldi ki…

Sadece Black Order eski MCU villian’larını andıran bir tarzdaydı. Black Order’ın geçmişine yönelik hiç bir şey sunulmasa da bu beni hiç rahatsız etmedi ve sıkıcı olabileceğini düşündüğüm bir tanıtım olmadan, hemen koyulduğu işler üzerinden karakterleri tanıtmaları iyiydi. Ayrıca bütün bu karakter inşaasını (Thanos için bahsediyorum) herhangi bir origin hikayesine boğmadan işlemeleri çok iyi bir artı yanı.

Peki ya  sonsuzluk taşları nasıl yansıtılmış? Neredeyse hiçbirinin kullanım alanını göremediğimizden ve her şeyin onlar uğruna yapıldığını düşünürsek bu biraz hayal kırıklığıydı.  Sonsuzluk taşlarının gücünün yansıtılması o kadar basit kaçmıştı ki… Yaratıcılığınızın boy gösterisine neden olabilecek gerçeklik taşı gibi birşey var elinizde ve tek yaptığınız bir illüzyon ve silahlardan baloncuk çıkarmak. Peh!

 

Çr da hiçbirşeyden haberi olmayan Avengers’ı uyarmak için Silver Surfer , Dr Strange’in malikanesine düşer ve duyduğu dehşeti yansıtırken , filmde Bruce sadece soluk soluğa bir şekilde “Thanos geliyor” demesi…

 

Tony Stark’ın ise Civil War dan kalma Cap ile husumetlerini devam ettirmesi ve yine herşeyi tek başına üstlenmeye çalışarak (her filminde olduğu gibi kendi başına aldığı kararların ultra güçlü antagonistler ve sorunlar yaratması) bu filmde de anlam veremediğim şeylerden biri. Tamam filmi birkaç ayrı koldan yürütmenizi anlarım ve şu ana kadar gördüğüm en iyi şekillerde karakterlerin yollarını kesiştirmeniz ayrı bir takdir konusu ama dediğim gibi karakterler arasındaki anlaşmazlıklar, gelgitler ve ayrılıklar filmi, pembe diziye dönüştürüyor ve artık kabak tadı vermeye başladı.

Başka değinmem gereken bir konuysa filmde yer alan büyük çaplı aksiyon sahnelerinin hiç var olmadan önlenebileceği. Mesela Doctor Strange’in zaman taşını yok etmeyi reddetmesi (neymiş yıllardır bunun koruyucusuyum ve onu korumak neredeyse hayat gayem) Ulan? karşındaki tehdidin boyutlarını göremiyor musun? Yenemeyeceğin bir düşmana karşı taşı korumaya çalışmanın anlamı ne?

Ve ah Stark’ın hayatı karşılığında zaman taşını teklif ettiği sahne buram buram holywood duygusallığına bulanmıştı (Karşıt görüş : Burak burada Doctor Strange gördüğü 14 milyon küsür olasılık içerisinden sadece 1 tanesinde kazanıldığını belirtmiş ve bu o olasılığın oluşmasına ön ayak olabilir tezini sunmuştu) Bütün evrenin yok edilmesine karşılık bir dostun kurban edilmesi. Basit bir dilemma gibi duruyor değil mi? Ama hayır o leş Hollywood duygusallığı devreye girmek zorundaydı.

 

Hulk yalan çıktı : /


Stan Lee’nin Cameo’sunun bütün Avengers ekibinden daha bilge davranması bana göre ironikti

Ve o meşhur Wakanda meydan savaşı. Bütün her şeyin sırf Scarlet Witch’in Vision’ın öldürülmesine göz yumamadığı ve bunu üstelenemediği için olması ve buna karşılık Wakanda savaşçılarının ölüme gönderilmesi. İşte yine cıvık cıvık Holywood duygusallığı daha. Ayrıca Hulk’ın çıkmayı reddetmesi ve Bruce Banner’ın Hulkbuster’a alışma çabaları içinde bir şaklabana dönüştürülmesi beni rahatsız eden bir diğer unsur. Şu ana kadar yapılan esprilerin her yerde pıtırcık gibi ortaya çıkmasından yakınmamı sürekli yineledim. Sadece işin komedi unsurunu (bu tür bir büyük finalde) sadece Guardians of Galaxy ekibi üstlenseydi daha mutlu olurdum açıkcası. Evet bunun Marvel’in tarzı olmadığını biliyorum.

Gözüme takılan bir nokta daha… O meşhur Thanos’un yumruğu altında ezilen Cap’i biliyorsunuz. Onun öncesinde birçok Avengers üyesini elinin tersiyle savuşturduktan sonra bu tür bir sahneye gerek olduğunu sanmıyorum. Thanos zamanı durdurarak bütün bunları önleyebilir ve taşı sorunsuzca alabilirdi. Çr’deki Thanos ile hiçbir benzerliği olmadığını söylemiştim (Kişilik bakımından .  Belki de Ölüm’e karşı duyduğu delirtici tutku olmadığı içindir huh?)

Saf kaba kuvvete dayalı saldırının bir zayıflık olduğunu düşünen Thanos’un burada maşallahı var. Hiç kimseyle yumruk yumruğa dövüşmekten çekinmiyor. Zekasının daha ön planda olmasını isterdim.

 

Hulk ve Hawkeye… Nerelerdesiniz kuzum?

 

Sanırım bu kadar kötüleme yeterli. Biraz da iyi yönlerine eğilelim. Öncelikli olarak birden fazla gruba ayrılan sürelerin ve onların mantıklı bir şekilde bir araya getirilmesinin çok iyi kotarıldığını söyleyebilirim. Aksiyon sahneleri ise evet gerçekten iyiydi. Hızlı bir bulanıklık ile takip etmeyi zorlaştıran saniyelik dövüşlerin olmaması iyiydi. Stan Lee ise Avengers üyelerinden daha deneyimli halini yansıtarak “Daha önce hiç uzay gemisi görmediniz mi?” demesi ise evet komikti.

Filmi 2 boyutlu izlediğime ise şükrediyorum (basın gösterimi). Black Panther’da olduğu gibi Wakanda’nın minyatür evlerden oluşan yapısını kuş bakışı izlemek yerine daha iyi geniş açılı sahneler vardı.

 

Daha önce bahsettiğim şu ayrılıklar ile ilgili olarak bahsetmeme gereken bir şey daha var: Dediğim gibi bu denli büyük bir tehdidin Dünya üzerinde vuku bulduktan sonra bile amerikan hükümetinin Cap ve takımına hala suçlu gibi davranması bana saçma geldi. Ya elindeki her türlü gücün birleşmesi ve ayrılırsa eğer teker teker avlanıp elindeki güçten mahrum kalmasının (aslında filmde sıkça düşülen bir durum bu) mantığını sindiremedim

Ve Star Lord’un , yine duygusallığa teslim olup Thanos’un işini bitirebilmeye yönelik fırsatı kendi elleriyle yok etmesi… Sanki süper kahramanlar , Thanos’a yardım ediyor gibiydi. Onu durdurmaya çalışmak yerine

Sanat yönetmenliği, dövüş kareografileri ise parlayan diğer unsurlardan(Bunu daha detaylı inceleyemediğim için özür dilerim)

Sadece mantık hatalarına eğildiğim bu yazıda bütün MCU nefreti kusmuş olabilirim ve bir süre sonra yazının bütünlüğü önleyemeyeceğim kadar bozuldu. Neyse efenim son söze gelirsek ; herşey bir yana bu bekleyişinizi balon gibi patlacak bir son olmamış ama adına yakışacak ve uzun yıllar boyunca hatırlanacak bir son da değil. Biraz iki arada bir derede kalmış. Neyse eyyorlamam bu kadar. Son olarak sizi ölüm listesiyle başbaşa bırakıyorum(ama bunun kalıcı olduğunu sanmıyorum . Spiderman ve Doctor Strange gibi yeni inşaasına başladıkları bir karakteri öldürmeyi göze alamazlar huh?)

Sondan bir sonraki ekstra : Haklı noktaları olduğunu düşündüğüm bir video :

 

Can Berk Angı

Polisiye yazarlarını büyük bir kıskançlıkla izleyen , Cinayet Masası programıyla kahrolan bir şahıs. Yazar olma hayalleriyle yaşıyor ama oyun bağımlılığı ve üşengeçliği ve hiçbirşeye zaman bulamaması onu geride tutuyor.Kronik anksiyetesiyle işi evliliğe vardırabilmesi onun en büyük hayali

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *