Dip Köşe #3 – Mahkeme Davalarını Konu Alan 5 Harika Film!



“Jürinin kalbine hitap ediyorum! Tanrı aşkına bu adam şuç işlemiş olabilir mi?!”

 

Sevilen ve çok okunan yazı dizimizin bu bölümünde, gerçek ya da hayali mahkeme davalarını konu almış; bize o havalı Amerikan Mahkemeleri’ni gösteren filmleri inceliyoruz!

 

Okumak isterseniz serinin diğer yazıları:

Dip Köşe #1: Az Bilinen Sci-fi Filmler!

Dip Köşe #2 – İddia Ediyorum! Bu Filmleri İzlemediniz!

 

1- A Few Good Men (Birkaç İyi Adam) (1992)

 

https://www.imdb.com/title/tt0104257/

 

Adıyla, bizleri adeta ortaokul İngilizce derslerine götüren (“some sugar” diyebilirsin çünkü şeker sayılamaz! İnsanlar sayılabilir olduğundan “a few” denilebilir gibi gibi) bu harika filmin yönetmeni Rob Reiner. Konuya geçmeden bi oyuncuları sayayım da kafayı yiyin: Tom Cruise, Jack Nicholson, Demi Moore, Kevin Bacon, Kiefer Sutherland, Kevin Pollak

Bu oyuncular 2000’ler nesli için bir şey ifade ediyor mu bilmiyorum ama ’92 yılına göre bu kadro, o yıllarda dehşet filmler çıkarmış ve adeta bir film için peşinde koşulmayı bırakın sürüklenilen bir oyuncu listesinden oluşmakta. Performanslar inanılmaz!

Filmimiz, Küba sınırında, Guantanama körfezindeki bir Amerikan sınır karakolundaki bir askerin ölümü ile başlamakta. Ona zorbalık yapan, fiziksel ve psikolojik olarak zorlayan birliğinden memnun olmayan bu asker ölü bulunur. suçlular bellidir. Olay cinayet olarak görülmektedir ve basit bir davadır. Ancak her güzel film gibi bu da “ama” dediğimiz anda başlar. Suçlular suçlu olduklarını asla kabul etmemekte, emirlere uyduklarını ve arkadaşlarını adam etmek için zorladıklarını işkence ettiklerini söylerler. Böylece olay derinleşir ve en tepedeki fanatik subaylara kadar giden bir yol izler.

Bu dürüst bir yazı dizisi ve izleyiciyi tanıyarak şunu söyleyebilirim ki filmin ilk 20 dakikası sizi sıkabilir. birazcık ağır ve karmaşık gelişmekte. Özellikle isimleri akılda tutma, olay sırasına hakim olma konusunda aslında iyi bir film değil ve kafalar kolay karışabiliyor en ufak dikkatsizlikte. Biraz da yoğun bir film diyalogsuz sessiz sahne neredeyse yok gibi. Her diyaloğun da nokta atışı şekilde önemli ve gerçekçilik katan terimlerle yoğun olduğunu düşününce film, hiç de tembel bir film değil.

Mahkeme davası kısmı ise gerçekten inanılmaz. Alıştığımız o Amerikan mahkeme sahnesi şovları yerine daha gerçekçi, daha askeri bir mahkeme izlemekteyiz. Davada sürekli yaşanan sürprizler, bizleri de yeni çözüm yolları düşünmeye itmekte. Hele Jack Nicholson’ın o inanılmaz tehditkar oyunculuğu ise adeta tadından yenmiyor. Kesinlikle izlemenizi tavsiye ettiğim filmlerin başındadır. Hiç pişman olmayacağınıza garanti veririm. Tom Cruise ve Jack Nicholson’ın mahkemede yüzleşme sahneleri ise oyunculukları ile  artık kültleşmiş ve çoğu skeçlerde, dizilerde gönderme yapılan efsane bir sahnedir.

 

2- Runaway Jury (Jüri) (2003)

 

https://www.imdb.com/title/tt0313542/

Yine harika bir film, yine inanılmaz bir kadro. Çok sevdiğim filmler arasında olan bu filmin yönetmeni Gary Fleder. Oyuncular ise:  John Cusack, Rachel Weisz, Gene Hackman, Dustin Hoffman. 

Amerikan yargı sisteminde jüri büyük önem taşımaktadır. Davalar başlamadan önce, davalı ve davacının avukatları yargıç huzurunda ikna edebilecekleri jüri adaylarını seçerler, böylece jüride iki tarafın da fikrine yakın insanlardan eşit dağılım olur. Jüri adayları ise sicili temiz, her kesimden, sıradan insanlardan seçilmektedir. Ancak her işte olduğu gibi bu işin de bir sitemi vardır. Avukatlar önemli davaları kazanmak için jürinin içine adam yerleştirip diğerlerini ikna etmesini isteyebilirler. İşte böyle bir karakter olan John Cusack zamanla görevinden çıkar ve kendi planlarını işleme koymak için jüri üyeleri, yargıç ve avukatlarla kedinin fare ile oynadığı gibi oynamaya başlar. Bilinmeyen gerçekler vardır…

Daha fazlası spoiler arkadaşlar. Film kademe kademe artarak en sonda çözülen filmlerden. O yüzden kısa yazıyorum ki ne söylesem spoiler. Temposu hiç inmeyen, hızla akan ve sizi komplolordan komplolara sürükleyen, düşünmeye iten bir film isterseniz mutlaka izleyin.

 

3- Primal Fear (İlk Korku) (1996)

 

https://www.imdb.com/title/tt0117381

 

Gregory Hoblit tarafından yönetilmiş olan bu filmde başrollerde, Richard Gere, Laura Linney, Edward Norton’ı görmekteyiz. Richard Gere ve Edward Norton kesinlikle harikalar yaratmışlar. Aktörlerin arasındaki enerji, gerilim, gerginlik harika işleniyor.

Filmimizde, “altar boy” olarak geçen, görevi rahiplere kilise işlerinde ve ayinlerde yardım etmek olan bir gencin (Edward Norton) emrinde olduğu rahibi öldürdüğü suçlaması ile başlar. Yetenekli avukat (Richard Gere) çocuğu savunmak için atanmıştır. İncelemeler sürdükçe olayın aslında çok daha fazla katmanlı olduğu anlaşılır. Avukat, inançlarını ve kararlarını sorgulamak zorundadır…

Yine dinamik ve hızlı akan bir film… Oyunculuklar gerçekten bir harika. Hele o sonu yok mu! Lütfen beni seviyorsanız konusunu okumayın başka kaynaktan ve asla sonunu hiçbir şekilde filmi izlemeden önce izlemeyin. Açın filmi en başından keyifle izleyin ve o sondaki sahneyi dumur ola ola yaşayın! Çok fena bir film. Başka da spoiler yok…

 

4- Philadelphia (1993)

 

https://www.imdb.com/title/tt0107818/

 

Jonathan Demme tarafından yönetilen bu filmin başrollerinde deneyimli aktörler Tom Hanks ve Denzel Washington’ı görmekteyiz.

Tom Hanks tarafından canlandırılan ve avukat olan karakterin AIDS hastalığına yakalandığı ve eşcinsel olduğu için çalıştığı firmadan atılmasını anlatıyor filmimiz. Bu bile yeterince ayrımcılık taşıyan ve sıradışı bir konu iken; film bununla da yetinmiyor ve savunma avukatı rolünde homofobik, yani eşcinsellik karşıtı biri olan  Joe Miller karakterini olaya dahil ediyor. Joe Miller’ı ise Denzel Washington canlandırıyor. Zıt iki dünyanın insanını çok önemli bir hak davasında bir araya getiren film adeta zıtlıktan yepyeni bir argüman yaratmakta…

Harika sürükleyici ve duygusal yapısı ile bu fil, mutlaka izlemeniz gerekenler listesine girmeye sıkı bir aday!

Oyunculuğun zirvede olduğu bu film Tom Hanks’a “En İyi Oyuncu” dalında Altın Küre ve Akademi ödülü de kazandırmıştır.

 

5- Judge (Yargıç) (2014)

 

https://www.imdb.com/title/tt1872194/

 

Şaibeli davaların aranılan avukatı olan  Robert Downey Jr. yıllar sonra memleketine ziyarete gelmiştir. Burada, otoriter babası ve eski kasaba yargıcı olan deneyimli aktör Robert Duvall ile vakit geçirmeye başlar.

Bu süre bütün eski anılarını geri getirmiştir. Zaten sürtüşmekte olan ikilinin artık bambaşka hayatları vardır ve anlatmaları neredeyse imkansızdır. Tam kasabadan ayrılacakken, babası cinayet şüphesi ile tutuklanır. Oğlu onu bu zor durumdan kurtarmak için kolları sıvar ve babası kesinlikle istemese bile avukatlığını üstlenir. Eski katı bir yargıç, hayatını etkileyecek bir cinayet davasında avukat olan ve yıllardır görüşmediği oğlu tarafından savunulacaktır…

İki harika oyuncu, inanılmaz bir hikaye, baba-oğul ilişkisi, iş etiği… Bu filmde ne ararsanız var. Kesinlikle sıkılmadan duygudan duyguya geçerek izleyeceğiniz bu filmin yönetmeni ise David Dobkin. 

 

Bu yazımızın da sonuna geldik. Umarız sizin için seçtiklerimizi beğenmişsinizdir.

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...

Abdullah Derin

GEEK

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *