Dip Köşe #2 – İddia Ediyorum! Bu Filmleri İzlemediniz!



Merhabalar sevgili okur-yazarlar!

Geçen hafta bu serimizde, çok az bilinen ancak izlenmesi gereken klasik bilim kurgu filmlerinden bahsetmiştik. Bu ikinci yazımızda ise yine klasik bilimkurgularımızı tanıtmayı sürdürüyor, bilmediğiniz filmleri kanepenin altından bulmaya devam ediyoruz.

Serinin ilk yazısını merak edenlere: Dip Köşe #1: Az Bilinen Sci-fi Filmler!

1- Andromeda Strain (1971)

https://www.imdb.com/title/tt0066769/

Bu harika filmin yönetmeni Robert Wise. Benim en sevdiğim filmler arasındadır. Her şey bir kasabada toplu ölümler gerçekleşmesi ile başlar. Devlet, biyolojik savaş tehlikesine karşı bir birlik göndererek hemen araştırmalara girişir. Sadece bu kadar diyeceğim!

Filmimiz tamamen bilimsel yöntemlerle ilerleyen, Garip dünya dışı gizemlere karşı bilimin nasıl reaksiyon verdiğini ve hangi protokollerle ilerlediğini öğreten bir film adeta. Hiç sıkılmayacaksınız, Sonuna kadar olayları çözmeye çalışacaksınız. Bu 70’lerin gizemli, araştırmacı bilimkurguları gibi filmler artık pek çekilmiyor. En son Annihilation vardı mesela, bu havada başarılı olarak.

Onu sevdiyseniz bunu yanaktan öpeceksiniz…

2- Altered States (1980)

https://www.imdb.com/title/tt0080360/

Ken Russell tarafından çekilen bu film gerçekten çok acayip ve beklemediğiniz yerlere gidiyor. İnsanın, DNA zinciri içinde geçmiş atalarından gelen anılarını ve korkularını hala barındırdığına devam ettiğine inanan bir bilim adamının; zaman-uzay ve zihin bariyerlerini zorlamasını anlatıyor bu film. Baş rolünde, ünlü oyuncu William Hurt var.

İkonik sahneleri, rahatsız edici müzikleri ve inanılmaz çarpıcı felsefi teması ile sizi koltuklarınıza yapıştıracak ve gerim gerim gerecek bir saykedelik yolculuk adeta…

Evrim ile, mitoloji ile ilgileniyorsanız kaçırmayın derim. Zaten film jenerikten tutun ilk 15 dakikasındaki diyaloglarla ve akışıyla kendini ve gizeminin tadını ağzınızda hemencecik salıveriyor.

3- Fantastic Planet (La Planéte Sauvage)

https://www.imdb.com/title/tt0070544/trivia

Önceki tanıttıklarımızdan farklı olarak bu bir Fransız animasyon filmi. René Laloux tarafından yönetilmiş olan film çok çarpıcı bir şekilde, küçük bir çocuğun annesinin gözlerinin önünde öldürülmesi ve kendisinin de bir evcil hayvan olarak ele geçirilmesi ile başlıyor.

Bulundukları gezegen, Dünya’ya sık sık giderek insanları toplayıp inceleyen, evcil hayvan olarak kullanan devasa bir uzaylı ırkının gezegenidir. İnsanlar, onların yanında küçük bir hamster gibi görünmektedirler. Zamanla gezegene yayılmış ve adeta fareler gibi üremiş insanlar artık bu medeniyeti rahatsız etmeye başlamışlardır zira onlar bir haşereden farksızdır. Bütün bunlar oladursun, bizim kahramanımız ise ona değer veren sahiplerinin elinde çok sevilen bir evcil hayvan olarak yetişmekte ve aynı zamanda da bir şekilde onların dilini ve yazılarını öğrenerek içindeki özgürlük kıvılcımını ateşlemektedir.

Aynı isimli bir romandan uyarlanmış olan bu film, animasyonları yer yer sıkıcı ve basit gelse de felsefi yapısı ile sizlere “özgürlük”,  “bağımsızlık” gibi kavramlar üzerine düşündürecek ve evrendeki eşsiz gördüğümüz yerimiz üzerine sorgulatacak; hem ne kadar değerli hem de bir o kadar farkedilmez olduğumuzu hatırlatacak.

Ağır akan bir film ama haberiniz de olsun. Ben böyle filmlere bayılıyorum diyorsanız bu sanat eserini bir saniye düşünmeden izleyin geçin!

4- Innerspace (1987)

https://www.imdb.com/title/tt0093260/

Bilimkurgu ve komedi tarzlarının birleşiminin ender yakalanan sempatikliğine sahip bu filmin yönetmeni Joe Dante. Başrollerinde ise en sevdiğim oyunculardan biri olan Dennis Quaid ve Martin Short var.

Film kafa yormuyor, çok basit ve çok eğlenceli. Gizli bir araştırma için seçilen asi pilot (evet kendisi 80’lerin asi pilotu kadrosundadır. Ondan boşalan kadroya Tom Cruise  atandı) Dennis Quaid, projenin mikroskobik düzeylere kadar küçülebilen bir araç hakkında olduğunu öğrenir. Görevi bunu test etmektir ancak işler karışır ve bu mikroskobik olarak küçültülmüş olan aracın içinde bulunduğu şırınga yanlışlıkla Martin Short’a enjekte edilir.

Bundan sonrasında artık film kopar, seyredin gümbürtüyü kıvamına girer ve komedi tufanı başlar. Uzay’ın yalnızca dünya dışında varolmadığını farkeden pilot, bir yandan dışarı çıkmak için çabalayıp; vücuttaki savunma mekanizmaları ile savaşırken diğer yandan da bedenine girdiği kişinin yardımlarına muhtaçtır.
Kafanız işten gelince çok mu dolu? akşam ne izlesek mi diyorsunuz? E alın işte harika bir komedi…

5- Starman (1984)

https://www.imdb.com/title/tt0088172/

John Carpenter gibi harika bir korku ve gizem filmleri yönetmenini alın, Jeff Bridges gibi sınır tanımayan, risk alan bir oyuncu ile çalıştırın…

Sonuç: STARMAN

Sevgilinizle izleyebileceğiniz bir film öneriyorum sizlere şu anda farkında mısınız? Oturup el ele izleyebileceğiniz hem gizemli, hem aksiyonlu, hem farklı hem de duygusal bir film.

Çok ipucu vermeyeceğim, Voyager uydusu ile uzaya gönderdiğimiz mesajları alan bir uzay ırkı bizimle görüşmek üzere bir elçi gönderir ancak bu elçinin gemisi vurulur ve düşürülür (olum hem gezegenin konumunu veren bilgi gönderiyosun uzaya hem de düşürüyosun geleni. Valla bizi anlaması güç).

Düştüğü yerde ise girdiği evdeki fotoğrafları ve anıları kopyalayarak bir vücut oluşturur kendisine bu uzaylı. Yalnız bu beden, evine girdiği kadının (Karen Allen) ölen kocasının bedenidir. İkili birlikte maceralara atılırlar.

Jeff Bridges’in harika performansı ve felsefi, duygusal akışıyla birlikte hiç darlamayacak; sıkmayacak sakin bir bilimkurgu seviyorsanız bu akşam bu filme de bir şans verin diyorum.



Evet sevgili sevgililer, bir yazının daha sonuna geldik. Listemiz hakkındaki geri dönüşlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum.

Bir sonraki listemizde yine sizleri dumur edicez! Dip Köşe temizlenmedik yer bırakmayacaz, böyle dalcaz filmlere!

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (No Ratings Yet)
Loading...

Abdullah Derin

GEEK

2 thoughts on “Dip Köşe #2 – İddia Ediyorum! Bu Filmleri İzlemediniz!

  • September 18, 2018 at 12:51 pm
    Permalink

    Hepsi ve daha fazlasi izlendi. Sanirim yasla alakali. 44 olunca BK ile gecirdigin zaman daha fazla oluyor haliyle. Cok dogal..
    Guzel ve onemli secimler- Ve cogu kisinin de izlemedigine eminim- Devamini da bekleriz

    Reply
    • September 18, 2018 at 1:58 pm
      Permalink

      Çok teşekkürler 😀 evet biz de izlenilmediğini düşünerek hazırladık özenle seçtik zaten. Tabi ki hepsini izlemiş insanlar da çıkacaktır. Çok clickbait e kaçmadan ama yayıncılığın raconunu da bozmadan böyle yaptık başlığı sadece 😀 Eminim ki bi yüzde 70 lik kesim de izlememiştir gerek yaştan gerek ana akım filmlerin baskınlığından dolayı. Amaç tanıtmak, farkındalık oluşturmak.
      70’ler sineması başkadır benim gözümde. Daha gerçekçi daha felsefik ve rahatsız edici bir dönemdi o yıllar sinema adına. Soğuksavaş tavan yapmış, uzay yarışı zirvede, uzayın ve yaşamın etikleri sınırları ilkeleri tartışılıyor insan olmak tartışılıyor derken pat 80’lerin absürt ve dalgacı havası her şeyi dağıtıyor. O yüzden ayrı bir yer verdim 70’ler filmlerine.

      Reply

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *