Arakion: Book One İncelemesi – Legend of Grimrock’un Mirasını Sürdürebilecek Mi?




Aslına bakarsanız nostalji yaratma çabalarının Legend of Grimrock II ile 2014 yılında sonlandığını düşünüp, LoG II’nin pazar payına gözünü diken Ubisoft’un Might & Magic X – Legacy faciasından sonra bu türün tekrar karşımıza çıkmasını beklemiyordum (tek tük bazı indie yapımların haricinde) 201X yıllarda grid based dungeon crawler lar için konuşuyorum. Gelin görün ki indie yapımcılar, türün ölmesine izin vermiyorlar. İyi mi yapıyorlar bilemiyorum ama konumuz bu değil.


Konusu işe şöyle; Arazi ve nehirlerin yerden koptuğu parçalanmış bir dünyaya uyanan 3 maceracıyı canlandırıyorsunuz. Bu yok oluşun ortasında, tek bir arzu var – çatışma ve kaostan arınmış bir yer bulmak. Bu arayışta kahramanlarınızın, yok olmanın sona ermesi için bir yol bulmaları gerekiyor. Fakat sizin ve hedeflerinizin önünde duran bir ölümsüz varlıklar konseyi var. Kendilerini Eskiler olarak isimlendiren bu varlıklar yazılı tarihin öncesinden beri Arakion da geziniyor ve onu şekillendiriyorlar. İşiniz hiç kolay değil anlayacağınız.

Oynadığım kadarıyla Arakion: Book One‘ı diğerlerinden ayıran özellik sayısı pek fazla değil. Belki de erken erişim lanetidir. Bu özellikler arasında eşya yaratma ve kamp alanı olarak belirlenen noktaya demirci ocağı veya şifacı çadırı gibi ek kısımlarla donatabilmeniz. Bunları yapabilmek ve eşya yaratabilmek için kestiğiniz ağaçlardan ya da yaratıklardan çıkan essence (blacksmith’e demirci ocağı dedikten sonra essence’ı niye çevirmedim bilmiyorum) ve girdiğiniz zindanlarda çıkan armor core gibi malzemelere ihtiyaç duyuyorsunuz. Madencilik yaptığınız kısımları es geçmemek lazım. Forumlarda gördüğüm kadarıyla o komik bir, yüksek seviyeli bölgelerin girişini tıkama işlevine de sahipmiş.

Bu abiye hiç bulaşmadım :v

Ayrıca seviye atlama sistemi de yok. Puan biriktirip istediğiniz skill tree de ilerliyebiliyorsunuz ama. Buradaki seçeneklerin kısırlığını erken erişimde olmasına veriyorum. Ayrıca ufak tefek kendine uyarlamalar söz konusu. Dexterity yerine vigilance gelmiş ama strenght, health, endurance, mana ve stamina korunuyor. Trait’ler ise etrafta bulduğunuz (deşifre edebilmek için intelligence’ınız yeterliyse) scroll’lardan, gizlenmiş potion’lardan veya o silahın fazlaca kullanımıyla karakterinize eklenebiliyor.

Size ilk kısımlarda 20. yy’ın başından fırlamış gibi duran bir fotoğraf makinası veriliyor. Bununla mavi kelebekleri kovalayarak (?!) eşyaların fotoğraflarını çekip bir blueprint kazanabiliyorsunuz ya da sadece makinanızla görebileceğiniz çeşitli yerlere gizlenmiş portal avcılığına soyunuyorsunuz


Hikaye ile ilgili dikkat çekici bir kısım daha var. Şu anda ilk kitap yayınlanmış durumda. Seriyi 3. kitapta bitireceklerini ve 20 chapter’a sahip olacağını söylüyor yapımcılar.

Erken erişim garabetliklerine gelirsek; yaratıklar çapraz saldırabiliyor ve vurulmamak için çevresinde kelimenin gerçek anlamıyla dört dönmeniz gerekiyor. Ah yaratıklar fazla güçlü. 1-2 tanesiyle kapıştıktan sonra çadırımda canımı tazelemek için bütün yolu geri tepiyordum. Canınızı geri kazanmanızı sağlayan bandajları ve iksirleri oyunun ilk birkaç saati yapamıyorsunuz. Etrafta malzeme bulamadığınızdan. Müziklerin çalma düzenlerinin sık sık sapıtması yüzünden oyun içi müziği kapatmak zorunda kaldım. Hava durumunun değişmesi ise tatsız bir özellik olmuş. Yağmur = soğuk algınlığı trait’i gibi. Sonuç olarak oyun kötü değil sadece sıradan. Neyse eyyorlamam bu kadar.

 

Puan : 7/10

 

Steam mağaza sayfası

 

 

Can Berk Angı

Polisiye yazarlarını büyük bir kıskançlıkla izleyen , Cinayet Masası programıyla kahrolan bir şahıs. Yazar olma hayalleriyle yaşıyor ama oyun bağımlılığı ve üşengeçliği ve hiçbirşeye zaman bulamaması onu geride tutuyor.Kronik anksiyetesiyle işi evliliğe vardırabilmesi onun en büyük hayali

Leave a Reply

Nasıl Buldunuz?*

Your email address will not be published. Required fields are marked *